WORLD WIDE WINE

In vino veritas
Türkiye Ulaşım Rehberi
8 Eylül 2008, Pazartesi 

Midyat'ın Şarapları ve Hizbullah

Oral Çalışlar, cumhuriyet.com.tr, 24.03.2001

Midyat, Mardin'in ilçesi. Oran olarak en çok Hıristiyan yurttaşımızın yaşadığı bir ilçe. Midyat'ın taş evleri, yıllara meydan okuyan bakımlı kiliseleri, bu kenti bir müze kent haline dönüştürüyor. Midyat'taki Hıristiyan yurttaşlarımızın çoğunluğu Süryani. Süryaniler genellikle kuyumculuk yapıyor. Daha önce taş işçiliği ve şarapçılık da meslekleri arasındaydı.

Midyat'ın Süryani şarapları ünlüdür. Mardin'de, Diyarbakır'da bu şarapları bulmak mümkündü. Bu gidişimde bu şaraplardan almak istedim. Mardin'de bulamadım. Midyat'ta bulursunuz dediler. Midyat'a girince sorduğum insanlar, ''Biz satmıyoruz, kim satıyor onu da bilmiyoruz'' cevabını veriyorlardı.

Sokakta beni tanıyanlar, yanıma gelip yardımcı olmak istediklerini söylediler. Ben de şarap almaya niyetlendiğimi anlattım. Bir yer tarif ettiler. Oraya gittiğimde kapalıydı. Yeniden tanıdık insanlar geldiler ve beklememi, dükkânı açtıracaklarını belirttiler. Uzun bir aradan sonra Tekel bayii bulundu. Kepenkleri açtı, kirli bir plastik bidon çıkardı. Şişelenmiş Midyat şarabı beklerken sevimsiz, kirli bir manzarayla karşılaştım.

Şarabı satan yurttaş, bir rakı şişesi çıkardı ve bu şişenin içine şarabı koyabileceğini söyledi. Umutsuz bir durumla yüz yüzeydim. ''Nerede şarapların şişesi, neden bu hale geldi'' diye sorduğumda aldığım cevap hüzün vericiydi, umut kırıcıydı.

''Beyefendi, bu sokakta şu kepenkleri kapalı dükkânların hepsinde şarap satılıyordu. Şarap satan iki esnaf öldürüldü.'' Geriye kalan sekiz esnaf ise kepenklerini kapatıp kaçıp gitmişti. Sonrasını, şarabı rakı şisesine kirli bir huniyle doldurmaya çalışan esnaf şöyle anlattı: ''Bu şarabı ben Süryani köylülerinden alıyorum. Bunu satabilmek için ne büyük tehlikelere göğüs gerdiğimi bir bilseniz. Gün oldu, burada polis arkada bekledi ve ben dükkânı açtım. Gittiler, şarap yapan insanlar korktular, gittiler; bu bölge mahvoldu.''

Midyat şaraplarının acıklı öyküsü buydu. Midyat'ta bir kültür, bir gelenek, bir zenginlik, bağnazlığın cehenneminde tarihe gömülüyordu. Azınlıkları, farklı olanı yok etmek ve onun kültürünü tuz buz etmek, bu bölgede de bütün hışmıyla sürüyordu. Midyat'ın sessizliğe gömülmekte olan yüzlerce yıllık sokaklarında dolaşırken son kalan Süryanilerin sessiz yaşamını izledikçe, Midyat'ın kuyumcular çarşısında giderek azalan Süryani isimlerini okudukça derin bir hüzne ve hayal kırıklığına uğramamak elde değil.

Midyat'ın şarap satan esnafı nasıl yok olmuştu? PKK'yle mücadele sırasında kollanan ve korunan Hizbullah, Süryanilerin önemli isimlerinden doktor Edward Tanrıverdi 'yi ve şarap satan esnafı kurşuna dizmişti. Burada dinci bir terörün egemenliği sağlanmıştı. Güneydoğu'da süren 15 yıllık savaşın görmediğimiz böyle boyutları da vardı. Bu arada bir de başka türden bir etnik temizlik yaşanmıştı. Kimse de bunun bir önemi olduğunu düşünmemişti.

***

Diyarbakır'da Nevruz Bayramı'nda Süryaniler yoktu. Onlar Nevruz'u kutluyorlar mıydı; Midyat'ta konuştuğum Süryanilere bunu sormayı akıl edemedim. Kürtler, kendi milli kimliklerinin tanınmasını istiyorlardı. Nevruz, bunun büyük bir gösteriyle tüm dünyaya ilan edilmesiydi. Süryanilerin ne yok olan kimliklerini koruyacak bir güçleri vardı, ne de bunu talep edecek bir ağırlıkları. Sessizce yok olup gidiyorlar, tarihe karışıyorlardı.

Midyat yaşayan bir müze, henüz tam anlamıyla yok olup gitmemiş bazı renklere sahip. Çok etkileyici. Aynı anda dört dili konuşan insanların yaşadığı bir tarih kenti burası. Kökü çok derinlerde.

Şarap satan esnaf yok olup gitmişti. Son kalan Süryaniler, köklerine sarılıp direniyorlardı. Yüreğim Midyat'ta kaldı.

***

F tipi cezaevlerinde ölüm başladı. Buca Cezaevi'nde ölüm orucundaki Barış Yıldırım 'ın ''Dünden Yarınları Görebilenlerimize'' başlıklı şiir kitabı önümde duruyor. Barış'ın annesi Ayşe Yıldırım 'la çaresiz telefon konuşmaları yapıyoruz. ''Çocuklar ölüyor'' diyor Ayşe Yıldırım. Önümde cezaevi mektupları Midyat'ı düşünüyorum, yitip giden Midyat'ı. Ölüm F tipi cezaevlerinden sinyal veriyor, acılar anaların yüreklerinde.

Gülümsemek için
Ödüllü Yarışma

Sözler  Quotes >>

My dear girl, there are some things that just aren't done, such as drinking Dom Perignon '53 above the temperature of 38 degrees Fahrenheit. That's just as bad as listening to the Beatles without earmuffs!