Şarap ve Ömer Hayyam ile ilgili ilginç notlar
Ömer Hayyam ve X harfi
Ömer Hayyam , 11. Yüzyıl'da Semerkant'da cebir üzerine
çalısırken, denklemde bilinmeyen sayılara Arapça "şey" diyordu.
Bu sözcük Endülüs'deki İspanyolca yapıtlarda xey olarak yazıldığından,
zamanla X biçimini aldı ve bilinmeyeni göstermekte kullanılan
evrensel X harfine dönüştü...
Ömer Hayyam takvimi
Sultan Celalettin Melikşah tarafından başkent Merv'e çağrılan Ömer Hayyam yeni bir takvim oluşturmak için kurulan bilim adamları
heyetinin başına getirildi. O zamanlar halk arasında Ömer Hayyam takvimi bugünse Celali Takvimi olarak bilinen bu takvim her 5000
yılda bir gün hata veriyordu ve güneş yılına göre düzenlenmişti. Günümüzde kullanılan Gregoryen takvimi ise her 3330 yılda bir gün
hata vermektedir. Bu da Hayyam'ın bilimsel düzeyinin kendi zamanının ne kadar ötesinde oluşunun açık bir göstergesidir.
Hayyam'ın rubailerini okuyan Hayyam'laşmıştır
...İnsanoğlu, Hayyam'ın rubailerinde, kendisini, kendisinin çeşitli, birbirine zıt hallerini görmüş, şüphesini,
ye'sini, aşkını, özlemini duymuş, hıncını almış, gözyaşını silmiş, sevgilisinin yüzünün yumuşaklığını hissetmiş,
hayatın boşluğunu kavramış, geleceği özlemiştir; Hayyam'ın rubailerini okuyan Hayyam'laşmıştır...
1998 şarap istatistikleri
İtalya'nın Verona kentindeki 33.Uluslararası Şarap Fuarı'nda
(VinItaly) uzmanların verdiği bilgiye göre 1998 yılında dünyada
272 milyon hektolitre şarap üretildi. Bu üretim 7 milyon 700 bin
hektar bağdan sağlandı. Dünyanın en fazla üretim yapan ülkesi
55 milyon hektolitre ile yine İtalya oldu. İtalya'yı 54 milyon
hektolitre ile Fransa, 32 milyon hektolitre ile İspanya izledi.
Fatih'in şarap kültürü
Şarap ehli Kalenderiler İstanbul'un fethine kalabalık bir grupla
katılır. Fatih, fetihten sonra Şehzadebaşı'ndaki bir kiliseyi Kalenderi
zaviyesi olarak onlara tahsis eder. Fatih'in ünlü vakfiyesinde, bu
kalenderhanede sema sırasında şiir söyleyip, saz çalan çalgıcılar için
bile ödenek ayrılmıştır.
Rumeli'de gezen ünlü Otman Baba'nın Fatih'le dostluğu bilinir.
Ulema'nın şiddetli itirazına rağmen, Fatih bu şarapçı gezgin şeyhi
korur.
Fatih'in kendisi de Avni mahlası ile şarap gazelleri yazar. Şarap
kültürüyle yoğurulmuş bir sultandır Fatih. En sevdiği şehzadesinin
adını da Cem koyar. Cem, hem birlik hem şarap anlamına gelir.
Osmanlı'da ayrıksı bir isimdir. Entellektüel ve şanssız şahzade Cem
babası gibi şairdir. Ünlü aşk hikayesi "Cemşid ile Hurşid"i yeniden
kaleme alıp babasına armağan eder. Cemşid, İran'da şarabın
efsanevi şahıdır.
Rüya Yorumu
Rüyada şarap görmek zevk, mal ve paraya yorumlanır;
şarap içmek yapacağı bir iş ile zengin olmaya;
şarap satın almak kazançlı bir işe teşebbüs etmeye ve başarılı olmaya;
şarap satmak işini başkasına kaptırmaya;
şarap şişesini kırmak iflasa işaret olarak yorumlanır.
II. Selim, yani Sarı Selim iyi bir ozandı...
... II. Selim, yani Sarı Selim iyi bir ozandı. Sabahtan akşama şarap içer dururdu. Kızını Vezir-i Azam Sokullu Mehmet Paşa'ya
vermiş ve ülke yönetimini tümden ona bırakmıştı. Kıbrıs şarabı'nın ünlü olduğunu bildiği için Kıbrıs'ın alınmasını emretmiş; Sokullu
"hayır" demiş, Lala Mustafa Paşa "evet" demişti. Böylece Kıbrıs'ın fatihliği de kendisine nasip olmuştu.
Francis Ford Coppola'nın çocukluk düşü
Amerikan sinemasının usta yönetmeni Francis Ford Coppola'nın çocukluk hayallerinden biri
sinemaysa diğeri de bir gün ailesi için şarap imal edebilmekti. Coppola ikinci hayalini de
gerçekleştirdi; artık yılda 405 bin litre şarap imal edebilecek kadar büyük bağlara ve
mahzenlere sahip...
Francis Ford Coppola, Amerikan sinemasının yaşayan en büyük yönetmenlerinden. Sinemada özellikle
mafyanın anlatıcısı olarak tanınan, Mario Puzo'dan yaptığı "Baba" uyarlamalarıyla dikkati çeken Coppola,
bu dünyaya romantik yaklaşmış ve mafyayı bir efsanenin parçaları olarak sunmuştu...
Coppola'nın çocukluk düşü, en azından kendi ailesine yetecek kadar şarabı imal edebileceği bir bağının olmasıymış:
- Şarapla ilk kez şarap imalatçısı büyükbabam sayesinde tanıştım. İtalya'nın güneyinden, Basilicate'den
Augustino Coppola... Onun bana küçükken anlattığı hikâyeler hâlâ aklımda. Dedem, altı erkek kardeşi ve
babası, kendi elleriyle inşa ettikleri New York'taki mahzende şarap üretiyorlarmış. Önceleri üzümleri
Kaliforniya'dan kamyonlara yükleyip getirirlermiş. Çocukların üzüm kamyonlarını, belki birkaç salkım üzüm
aşırabiliriz, ümidiyle nasıl beklediklerini belki yüz defa anlatmıştır bana. Ailemin kendi şarabını üretmesi ve
yardımsever dedemin onu herkese sunması beni her zaman etkilemiştir...
Rüya yorumu: Şarap fıçısı
Rüyada dolu bir şarap fıçısı görmek; bütün kederlerinizi ve elemlerinizi unutacağınıza;
içi su dolu bir şarap fıçısı görmek; sabırla ve iradenizi kullanmak suretiyle arzu ve emellerinize kavuşacağınıza işaret sayılır.
...Dionysos'un latince adı Baküs (Bacchus)'müş...
Ne ilginç tesadüftür ki, zaman zaman karşılaşırız Baküs'le içkili dünyamızın bazı sahnelerinde...
Bir örnek. Ahmet Mithat "Dürdane Hanım" adlı eserinde 1880'li yıllarda Galata meyhanelerinden birinin tezgahını Baküs'ün sarhoşluğunu
tasvir eden resminin süslediğini dile getirir... Dahası var... Lütfen sıkı durun şimdi. Hikmet Feridun Es, "Bir şişenin Tarihi" adlı
yazısında, 1928'de (o günlerde üretilen rakılardan) Baküs adlı rakının satış rekoru kırdığını yazmış...
Hem de, 50 derecelik Baküs adlı bu rakının 25 cl.'lik şişesi 75 kuruşa... O zamana göre oldukça pahalı. Laf aramızda bu kadar pahalı
oluşunun başlıca nedeni men-i müskirat yasasının yeni yeni kalkmış olmasıydı galiba. Neyse... Önemli olan rakılarımızdan birine
onun adının verilmiş olması...
Hey gidi koca Baküs hey!.. Bu ne talih!.. Bu ne şans!.. Rakılarımızdan birine senin adın...
...Yunanca oinos, İbranca jain, Etiyopyaca ve Arapça vain...
...
İşin içine Sanskritçeyi de dahil etme ve bu sayede şarabı, su katılmamış Hint-Avrupa ırkına mal etme girişimleri işe yaramamış,
konuya tarafsız yaklaşan insanların gözünde itibar görmemiştir. Asmanın anayurdu,Hazar denizinin güney kıyısında yer alan sık ağaçlarla bezeli bölgeler, Samilerin ya da bu kavmin ana kollarından birinin
-tarihte izlenebildiği sürece- ilk yerleşim yerine komşuydu...
İşte asma bu bölgeden yola çıkmış, Aşağı Fırat bölgesine yayılmaya başlayan Sami kavimlerin peşine takılarak, bu kavimlerin ileride
mesken tutacağı güneybatının çöl ve cennetlerine kadar sokulmuştur. Alkolü damıtmayı da icat eden Samiler, tektanrıcılığın, ölçünün, paranın
ve yazının -bir tür tinsel damıtmanın- olağanüstü soyutlamasını gerçekleştirmekle kalmamış..., üzüm tanelerinin suyunu mayalanma aşamasında tutarak,
baştan çıkarıcı ya da esritici bir içkiye dönüştürme şöhretini de elde etmişlerdir...
Bilim ve Teknik / Ağustos 98 sayı 369, S. 63
Abdülbaki Gölpınarlı, Hayyam ve Rubaileri, S. 41
Tüketim sıralamasında ise kişi başına 59 litre ile Fransa ilk sırayı
aldı. Bu kategoride ikinci Portekiz, üçüncü İtalya, dördüncü
Lüksemburg oldu. Tüketim listesine bu yıl ilk kez kişi başına 2
litre tüketimiyle Japonya da girdi...
Hürriyet Gazetesi, 11 Nisan 1999
Kerem Çalışkan, Yeni Yüzyıl Gazetesi, 29 Temmuz 1998
Mestinaz Beyaz, Rüya Yorumları, 1999, S. 348
Çetin Altan, Sabah Gazetesi, 15 Nisan 1998
"Point de Vue"den çeviren: Gözde Erkalkan, Aktüel, 20 Kasım 1997
Rüya Yorumları Ansiklopedisi, Geçit Kitabevi
Vefa Zat, Adabıyla Rakı ve Çilingir Sofrası
Şarabın Yunanlılara Sami kültür çevrelerinden geçmiş olduğu, isimlerin benzerliğinden de anlaşılır, Yunanca oinos, İbranca jain, Etiyopyaca ve Arapça vain;
Samilerin bu sözcüğü Arilerden -dikkat ediniz, dillerinde bu sözcük olmayan Perslerden değil, Greko-İtaliklerden elbette- aldığını iddia eden
Renan'ın bu iddiasının kültür tarihi açısından hiçbir geçerliliği yoktur.
Victor Hehn, Zeytin Üzüm ve İncir, S.44-45

