İnternette şarap deyince
İnternete girip de "şarap" deyince, en önde gelen
iki site, hayyam, ev şarabı ve şarap günlüğü oluyor. Bu
iki site haklarında bilgi verilmeyi fazlasıyla hak ediyorlar.
En önemlisi www.hayyam.com. Ankara Fen Lisesi'nden küçüğüm, Orta Doğu Teknik
Üniversitesi'nde elektrik-elektronik mühendisliğini
bitirdikten sonra Almanya'ya giden Erdal Demirtaş
tarafından 1997'de kurulmuş bu site şaraba dair aklınıza
gelen her sorunun cevabını veriyor. Aslında şaraba dair
akla gelecek soruların haddi hesabı olmadığı düşünülürse
her sorunun cevabını bulursunuz demek biraz iddialı
oluyor. O zaman cümleyi "Temel konularda her soruyu"
diye düzeltebililiriz. Sayfa şarap tadım teknikleri,
duyular, tat bileşenleri, şarap yapımı, şaraplık
üzümler, özel şaraplar, ülkeler, Türk şarap üreticileri
ile ilgili bilgiler içeriyor. Sitenin diğer bölümlerinde
forum, ödüllü sorular, sanat galerisi, konuk defteri,
ingilizce kitaplar ve bağlantılar gibi faydalı ve
eğlenceli alt başlıklar var. Şarap seven herkesin bu
sayfaya bir göz atmasında yarar var kanısındayız. Ev
şarabı web sitesine girdiğinizde fazla bir içerikle
karşılaşmıyorsunuz. Şarapla ilgili genel bilgiye ulaşmak
istiyorsanız bu sayfada fazla oyalanmadan çok daha
zengin "Şarap Günlüğü" adlı siteye gidin. Mey tarafından
kurulmuş Genco Alton'un editörlüğündeki bu zengin sitede
şarap ve yemek, şarabın genel özellikleri gibi genel
konular dışında soru-cevap, mekanlar, güncel ve şarap
sözlüğü köşelerinde şarapla ilgili çok değişik bilgilere
ulaşabilirsiniz.
Osmanlı'da şarap tartışması bitmez
Geçen hafta Hürriyet Gazetesi'nde Soner Yalçın'ın "Not Defteri" köşesinde yayınladığı "Hangi Osmanlı padişahları içki içerlerdi" başlıklı yazı ciddi tartışmalara yol açtı. Bazı okurlar Osmanlı padişahlarının böyle işler yapmayacağını söylerken, bazıları da "Yapmışlarsa ne olmuş yani" diye itirazda bulundular. Şaraba düşkün olduğu söylenen, diğer ismi Sarı Selim olan II.Selim'in Kıbrıs'ı fethetmesinin Kıbrıs'ın şarabının güzel olmasına bağlanamayacağını savunanlar olduğu gibi o dönemerde Irak petrolü cazip olmadığından bunun mümkün olabileceğini savunanlar da vardır tartışanlar arasında.
İyi şarapsız iyi yemek olmaz görüşü vardır şarap dünyasında, işte bu yüzden bu satırlarda kalite şaraplardan daha çok bahsediyoruz. Ucuz şaraplara da sıra geleceğini söylemiştik. Ucuz şarapdan çok verdiğiniz paranın karşılığını fazlasıyla veren şarapların peşine koşmanın daha akıllıca olduğunu vurgulamak gerek. Bu konuda restoranlara da büyük bir görev düşüyor. Fiyatı nisbeten daha düşük olan şarapları şarap mönülerinde 4 veya 5 kat fiyatlara görmeye maalesef alıştık ama yüksek fiyatları olan büyük şaraplarda bu uygulama astronomik rakamlara ulaştığı için kimse bu şarapları içmiyor, içemiyor. Şarap mönülerini sağdan sola okumaya özen gösteriyorlar. Bu nedenle yüksek fiyatlı kaliteli şarapları ikinin üzerine katlamamaya özen göstermeleri bizce hem restoranlar hem şarap sevenler hem de üreticiler açısından daha iyi olur diye düşünüyoruz. Şarap sevenler güzel yemeklerine eşlik edecek kalite şarap içme şansını yakalarlarken restoranlarda ucuz şarapalardan elde ettikleri karı tek bir şişeden elde edebilirler.
Bu hafta sizing için Büyülübağ Cabarnet Sauvignon 2005'i tattık. İzmir Çeşme'den Avşa'ya getirilerek üretilmiş bu şarap, Cabarnet üzümünün özelliklerini taşıyor. 13.3 derece alkollü bu şarapta kırmızı meyveler hem burun hem de damakta ön planda. Güçü gövdesi olan bu şarap 8 ay meşe fıçıda beklemiş. Başarılı örnekler veren küçük üreticileri kutluyoruz. Türkiye'de şarap kültürünün büyük üreticilerin, küçüklerle elele ilerleyerek gelişeceğine inanıyoruz.
Hepinize iyi bir hafta dileriz...

