Hayyam'ın Düşünceleri
1. Hayyam inkarcı mıdır?
2. Hayyam'da Şatıh:
3. Hayyam - Dünya ve Geçim
Çoğunluk da Hayyam'ı böyle görmektedir; fakat rubailerinin bazılarından meydana gelen bu kanaat doğrumudur, yeterli midir?
Tasavvufta, bazı sözlere "Şatıh" denir; şatıh, anlamından varlık, benlik duyulan, yahut anlamı şüpheli bulunan, hatta bazı kere anlamsız olan sözlere denir. Salik, yani gerçek yolcusu, halden hale girer; buna renklilik, renkten renge giriş anlamına "Telvin" denir. Sırası gelir; kendini Tanrı sayar, varlığı yok olur, benim der; sırası gelir; topraklara döşenir, yokum der. Kimi ölümünü ister; kimi ölümsüzlükten söz eder, ye'se düşüp inkara döşenir; umar, niyaza yuvanır. Cenneti mühimsemediği, cehennemden korkmadığı demler olur. Olgunların bir kısmı "Telvin"i aşağı bir mertebe, şathı, bir dil sürçmesi görür; bir kısmıysa şathı hoş görür, ''Telvin"i en yüksek mertebe sayar; çünkü yol alan insan, her an başka bir yoldadır, her an başka bir durakta.
Cennette huriler, şarap, süt, bal ırmakları var; ama elimizdeki peşin, binlerce veresiyeden yeğ; yahut, değil mi ki sonu bu; biz şimdiden başladık buna diyen Hayyam'ın bu sözlerinde bir şatıh havası esmiyor mu? Sözlerin bir yönünü, yahut bir yöne yönelmişlerini alarak bir sonuca varmak, eleştiriciyi gerçeğe ulaştıramaz. Şaşmayın bu sözlere; beni balçıktan yoğuran sensin, ben ne yapıyorsam onu sen yazdın bana, elimde ne var? Takdir kınanır mı hiç? Bu sözleri söyleyen Hayyam'ın muhatabı vardır; inandığına hitab ediyor o; belki takdire inanıyor, belki inanmıyor; insanın iradesini, ihtiyarını biliyor; kadere inananlarla alay ediyor; fakat Tanrı'ya inanıyor ve inancını dile getiriyor. Hele, gül olmazsa dikene, nur olmazsa ateşe razı olduğunu, hırka, tekke, şeyhlik nasibi değilse çanı, kiliseyi, zünnarı yeter bulduğunu söylerken, şarabın, insanın benliğini yok ettiğini bildirip İblis, bir kadeh içseydi Adem'e bin kere secde ederdi derken bu şatıh yeli, daha da esintili bir hal almada. "Meyhanede, seninle gizlice konuşmam, sırlarımı sana söylemem, mihrapta sensiz namaz kılmamdan yeğ; ey halkın hem evveli olan, hem ahırı bulunan; sen ister beni yak, ister erit" ve "Bugün aşıkız, perişanız, sarhoşuz; güzellerin civarında, şaraba tapmadayız; kendi varlığımızdan tümden kurtulmuş, geçmişiz; Elest mihrabına yönelmişiz bugün" gibi rübaileri inşad ederken Hayyam'ın sevgilisi, sevgilileri ve şarabı, meyhanesi bile maddeden sıyrılıyor. Aşıkla sarhoş cehennemlikse, cenneti avuç içi gibi bomboş görürsün diyen Hayyam, aşkı inkar edende bile bir inkar aşkı görmekte; dudağı şarabm tadını tatmamış zahitte bile bir benlik sarhoşluğu sezmekte.
Suç işlememiz, senin rahmetinin bezentisidir sözü, imansız bir gönülden gelen, inkarcı bir ağızdan çıkan söz olamaz. Bu bakımdan biz, Hayyam'ın rubailerinin çoğunu, bazı kere aklın verdiği yeisten doğma, fakat çok defa riyayı, cenneti kendine mülk sananları, başkalarını kınayanları, benliğe kapılanları yeren ve şatıh vadisinde söylenen rubailer sanıyoruz.

