İkinci hayatında şarapçı oldu dünyanın en farklı 8'inci bağını kurdu
Geçen günlerde saygın
İngiliz gazetesi The Guardian, farklı bir şarap yolculuğu için
dünyadaki en iyi 10 adresi yayımladı. 8'inci sırada ünlü mimar
Reşit Soley'in Bozcaada'daki bağları vardı. Yazıda
"Türkiye'deki tatilciler burada üretilen şarapların son derece
içilebilir olduğunu keşfetmeye başlıyor. Ziyaret edilecek
bağlardan birisi Corvus'un Bozcaada'daki bağları olabilir.
Bozcaada şarap yapımı konusunda üç bin yıllık tarihe sahip.
Alternatif olarak da Ankara'daki Kavaklıdere bağlarına
uğrayabilirsiniz" deniliyordu. Üretime sadece üç yıl önce
başlayan Reşit Soley'i, Latince karga anlamına gelen Corvus
adlı şirketinin tesislerini ve bağlarını görmek için
Bozacada'ya gittik.
Reşit Soley (51) subay bir
babanın çocuğu. Babasının görevi nedeniyle Ağrı Karaköse'de
kerpiçten bir evde doğdu. Anadolu'da çok dolaştı. Farklı
şehirlerde, farklı insanlar ve farklı yaşam tarzlarıyla
büyüdü. İTÜ Mimarlık Fakültesi'ni bitirdikten sonra Roma
Üniversitesi'nde master yaptı. 1983'te İstanbul'a dönerek Leo
Design adlı mimarlık şirketini kurdu, 20 yıl boyunca mekan
tasarladı. Beymen, Vakko, Yargıcı gibi zincir mağazaların
binalarını yaptı, Garanti Bankası, Akbank, Etibank, Egebank ve
Turkcell gibi şirketlerin görsel kimliklerini oluşturdu.
Adı, tasarımda çok iyi bilinen bir imzaya
dönüşmüştü. Bir yandan da 1987'de Bozcaada'da önünde üç dönüm
bağı olan eski bir ev satın almış, burayı bir hafta sonu evi
yapmıştı. Sonra 2002'de birdenbire mimarlığa son noktayı
koyup, tamamen Bozcaada'ya yerleşti. Artık o bir bağcı,
şarapçıydı. Bu kararı nasıl vermişti?
BOZCAADA'NIN FİLMİNİ GERİ SARACAĞIM
"Mimar ve tasarımcı olarak
çok keyifli bir 25 yıl geçirdim. O arada Bozcaada'da mütevazı
bir ev almıştım. Bu evde ruhumu şarj ediyordum. Sonra düşündüm
ki, Bozcaada'da bağcılık ve şarapçılık mirası yok oluyordu.
Hiç unutmuyorum, 2002'nin 29 Ağustos günü bir karar aldım.
Adanın filmini geriye saracaktım. Ama evin önündeki bağın
üzümünü toplayamayan, evine saksı sokmayan bir bağ sahibiydim.
Bu proje bir başkaldırıydı. O sabah aileme, 'adanın tarihini
geri saracağım,' dedim. Çılgın olma dediler. Bağların nasıl
yıprandığını, tükendiğini, en önemlisi nasıl tüketildiğini,
evimin önünde de görüyordum. Projem bir anlamda arkeolojik bir
kazı olacaktı. Çünkü ada üzümlerinin köklerine ulaşmaya karar
vermiştim. Para kazanmak gibi bir niyetim de
yoktu."
Soley, o güne kadar Bozcaada'daki evinin
önündeki üzüm bağıyla hiç ilgilenmemişti. İlk olarak daha önce
hiç işlenmemiş, karayel ve poyraz rüzgarlarına sırtını
yaslamış, kayalıklardan oluşan Ayana Koyu'nun vadi
yamaçlarında yeni bir bağ satın aldı. Bu bağlarda Cabernet
Sauvignon, Merlot, Şiraz ve Malbec üzümleri yetiştirmek için
fidanlar dikti. Bununla yetinmedi, Habbele Koyu'nun adıyla
anılan arazileri ve güneye bakan yamaçlarını satın alıp bağ
haline getirdi. Buralara da Vasilaki ve Çavuş üzümleri
ekti.
TEKEL FABRİKASINI ALDI 4 AYDA AYAĞA KALDIRDI
Başlangıçta 20 dönümlük küçük bir bağ,
ufak bir şaraphane kurmayı düşünüyordu. Üstelik, daha önceden
elma ile armut ağacını birbirinden ayırt edemeyen birisiydi.
Ama sonunda, daha önce hiç işlenmemiş topraklardan 200 dönüm
arazi alıp ciddi şarapçılığa başladı: "Birden kök, asma, üzüm,
meteoroloji gibi konuları okumaya başladım. Toprak analizini
profesyonellere yaptırdım. Son 20 yılın tüm meteorolojik
dökümlerini inceledim. Sonra bağların projelerini çizdim.
Bağlar için Fransız ve İtalyanlarla, sulama sistemi için de
İsraillilerle çalıştım. 2004'ün Şubat ayında, Tekel'in konyak
imalatı için kullandığı Bozcaada fabrikası ihaleye çıktı.
Herkesten yüksek bir teklif verdim. Yaklaşık 600 bin dolara
aldım. Sanki bu işte bir takdiri ilahi vardı. Önce bağlarım,
ardından da hurda ama ülke çapında bir fabrikam olmuştu.
İtalya'dan ve Fransa'dan tüm ekipmanları getirttim. 20 yıllık
tesisi dört ay gibi kısa bir sürede dünyanın ileri
teknolojileriyle donatılmış çağdaş bir şaraphane haline getirdim."
Reşit Soley, önce adaya ait olan Kuntra,
Karalahna, Vasilaki ve sofralık Çavuş üzümlerini ekti. Ayrıca
Cabernet Sauvignon, Merlot, Şiraz, Boğazkere Öküzgözü gibi
üzümleri de adaya getirerek işledi. Bağlarda 2003 Nisan ayında
yeşeren küçük yapraklar, Ağustos ayında ilk ürünlerini verdi.
İkinci yılında hasat yapıldı. 2004'te ilk şaraplar şişelendi.
Bütün bunlar kolay olmamıştı. Bozcaada'nın
soğuk kış rüzgarında 60 bin asma kökünü beş ayrı yerden toplam
300 bin makas darbesiyle tek tek kendisi kesmişti. Makas
darbelerinden sağ elinin parmaklarında yüzde 80 his kaybı
oldu. Piyanist ve noter katiplerinde rastlanan karpal tünel
sendromuna yakalanmıştı. Ameliyat oldu ama sağ eli hálá tam
olarak açılmıyor. "Olsun, şaraplarımın başarısı beni
yüreklendiriyor" diyor. Şimdiki hedefinde de çok iddialı:
"Adaya ait Kuntra, Karalahna, Vasilaki ve sofralık Çavuş adlı
dört üzüm çeşidini dünyaya tanıtacağım. Adada gizli kalmış
yedi-sekiz çeşit üzümü de bulup çıkartmaya çalışıyorum bir
yandan."
MEZARIMDA İKİ TAŞ OLACAK, BİRİ MİMARIN ÖBÜRÜ ŞARAPÇININ
İkinci yaşamı yaşıyorum.
Birincisi mimar, ikincisi şarap üreticisi Reşit Soley olarak.
Ama bu ikinci yaşamın da bir sonu olacak. Bu sonu da
hazırlamak gerekiyor. Bu nedenle mezarımda iki taş olacak. Bir
tanesi pırıl pırıl, granitten, tertemiz dikdörtgen bir taş. Bu
taş rafine bir adam. İyi eğitimli, şık giyinen, iyi yerlerde
gezen, otomobil yarışlarına katılan, uçak ve Porsche marka
otomobil kullanan Reşit Soley'i anlatacak. Taşın üzerinde
"Reşit Soley 1956'da doğup 29 Ağustos 2002'de öldü" yazacak.
Diğer taş ise yontulmamış, sıradan bir kaya parçası olacak. Bu
şarap üreticisi Reşit Soley'in mezar taşı. Bu taş, kendisini
doğada bulan adamın mezar taşını simgeleyecek. Neden derseniz
ben bir hayatı öldürdüm, yeni bir hayatı başlattım. Mimar
Reşit Soley marka kıyafetler giyen bir adamken, diğer adam
Bozcaada'da traktör kullanan, bir hafta aynı pantolonla gezip,
işçilerle ekmeği kopararak yiyen bir adam da ondan.
9 MİLYON DOLAR HARCADI
Reşit Soley, Bozcaada'daki bağları için 9 milyon dolar gibi bir
servet harcadı. Şimdi tam 300 dönüm bağda üzüm yetiştiriyor.
Üzümlerini satın aldığı, başkalarına ait 150 dönüm bağ da
sürekli kontrol ediliyor. Yılda 400 ton üzüm işleniyor ve 400
bin şişe şarap yapılıyor. Corvus şarapları geçen yıl
Avustralya'ya satıldı. Bu yıl ABD ve Japonya'ya da şarap ihraç
edecekler. İç piyasada ise Metro ve Makro marketlerinde, gurme
ve şarap butiklerinde, Bozcaada, İstanbul Ortaköy ve Akaretler
ile İzmir'deki Corvus mağazalarında satılıyor.
NEDEN KARGA?
Reşit Soley'e en çok "Corvus ne anlama
geliyor" diye soruluyormuş: "Corvus, Latince'de bilimsel
olarak karga türlerinin genel aile ismidir. Dünyanın en zeki
hayvanlarından olan kargalar, Bozcaada'nın geçmişten getirdiği
en önemli tanıklarıdır. Adanın her köşesinde karşınıza çıkan
bu kuşlar bağların da misafirleri. Kargayı bu nedenle sembol
olarak kullandım. Ayrıca da Henry Ward Beecher'in dediğine
göre; eğer insanoğlunun kanatları ve simsiyah tüyleri olsaydı,
çok azı karga olabilecek kadar zeki olurdu."

