Şarap işi aşk işi
Şarap üreticisi Doluca'da pazarlama bölümünün başında 'aileden' Sibel Kutman var. 'Kendini bildi bileli' şarapla iç içe. Şirketi kuran mühendis dede gibi o da 'şarap için' kendi mesleğini, tutkularını bırakmış. Kutman, bütün dünyada şarap şirketlerinin 'aile' şirketleri olduğunu belirtiyor
Şarap
üreticisi Doluca'nın temelleri 1926'da, bu uğurda mühendislik
eğitimini bırakan Nihat Kutman tarafından atılmış. Bugün Doluca'nın
başında Ahmet Kutman ve iki çocuğu bulunuyor. Doluca'nın Pazarlama
Direktörü Sibel Kutman da tutkuyla bağlı olduğu modern dansı
nesilden nesile geçen şarap üretimi için bırakmış. "Kendimi bildim
bileli şarapla iç içeyim. Şarapçılık işinin arkasında, farklı bir
tutku ve ürüne olan aşk var. Tüm dünyada böyledir. Şirketler de hep
aile şirketleridir. Babadan oğula geçen bir deneyim ve sırlar, hayat
tarzı ve alışkanlıklar var şarapçılığın özünde. Benim çocukluk
anılarım bağbozumlarındandır. Ufaklıktan beri şarap içeriz.
Zorluklara rağmen bu işe tutunmamız bu bağa bağlı"
diyor.
'Nedir bu zorluklar?' diye soruyoruz:
"Şarabın kendisi çok sabır ve emek ister. İşin içine bir de ülkeden kaynaklanan zorluklar girince iş daha da zorlaşıyor. Vergiyle ilgili olumsuzluklar, tüketicinin durumu ve Türkiye'nin her zaman varolan genel istikrarsızlığı.... Aynı eforu ve maddi yatırımları başka sektörlerde yaptığınız zaman geri dönüşü çok fazla ve hızlı olacaktır mutlaka" diye yanıtlıyor.
Türkiye'de son zamanlarda şaraba olan büyük ilgi dikkat çekiyor. Ama bağcılıkta üzüm çeşidi ve miktarı olarak dünyanın dördüncü, beşinci ülkesi olan Türkiye, üzümlerinin sadece yüzde 2'sinden şarap yapıyor. Çünkü talep az. Kutman, "Türkiye'de kişibaşına düşen şarap tüketimi bir şişe. Avrupa'ya baktığınızda 60, 90, 100 şişe. Bu konuda diğer Müslüman ülkelerden bile gerideyiz. Türkiye'deki tüketimin yüzde 35'ini de turistler tüketiyor" diyor.
Şarapta tek kriter zevk almak
Türkiye'deki şarap kültürü ne durumda? O eskiden kalan şarapçı tabiri çoktan yıkıldı. Artık
sarhoşluğu ve alkolü hatırlatan bir unsur değil şarap. Sibel Kutman
"Bu iyi" diyor fakat bu sefer de şarabın daha üst seviyede bir
ekstreme yerleştirildiğinden şikayet ediyor: Yani şaraba yüklenen
"bilinmesi gereken, bir sürü kuralı olan içki" tanımlamasından.
Bunların kırılması gerektiğini vurgulayan Kutman "Halbuki bir tane
ana kriter var, o da zevk almak. Meraklısıysanız üzümü neymiş,
nereden gelmiş, fıçıda mı beklemiş' araştırması yapabilirsiniz.
Zaten meraklısı için uzun bir yolculuktur şarap. Ama amatör bir
içiciyseniz önemli olan şarabı sevmeniz" diyor Sibel Kutman ve
ekliyor "Özel sohbet, muhabbet, aşk gibi güzel şeylerle
bağdaştırılacak bir şey şarap. Zevk almanın yolları içinde yer alan
bir ürün. Herkesin şarap kültürü başka aslında."
Doluca'nın yeni melezi: Karma
Doluca'nın sınırlı sayıda ürettiği KARMA serisi bir arayıştan doğmuş. Türkiye'de ilk
kez yerel ve evrensel üzüm türlerini birlikte içeren, doğu ile
batının sentezi olan Karma, üç farklı kırmızı şarap kupajından
oluşuyor: KARMA Cabernet Sauvignon - Öküzgözü, KARMA Merlot -
Boğazkere, KARMA Gamay - Boğazkere.
Sibel Kutman, "Karma için 90'ların sonunda denemelere başlandı. Çeşit olarak dünyada başka kimsede olmayan yabancı üzümün en iyisi vardı, acaba bunlardan evlilikler çıkar mı diye düşündük. Hangisi hangisiyle harmanlanırsa iyi bir evlilik çıkardı. Çok denemeler yapıldı ve sonuç olarak karma serisi çıktı" diyor.
Karma serisindeki tüm şaraplar kendilerine has özellikleri ile dikkat çekiyor. Karma Cabernet Sauvignon - Öküzgözü, serinin en güçlü, gövdeli ve eskitilmeye elverişlisi; Karma Merlot - Boğazkere, her iki üzüm cinsinin varietel özelliklerini burunda en güçlü biçimde hissettiren, kompleks ve meyvemsi olanı; Karma Gamay - Boğazkere, damakta yumuşak akıcılığını en fazla hissettireni. Sınırlı sayıda üretilen Karma serisi şu anda sadece sipariş üzerine dağıtılıyor.

