doruk gurkan
24-12-2003 06:21   [ Yok say ]  
Meyzen
RankRankRank
Toplam Mesaj:  44
Katıldı  2007-01-16

Teoman Hünal der ki;

yeni restoranlar sayesinde ülkemize her gelene rakı içirme ısrarından da vazgeçmeye başladık. Nedense insanlar normal yaşantılarında hiç aramadıkları şeyleri belirli ortamlarda isterler. Mesela kırmızı şarap seviyorsanız, bir İtalyan lokantasına gittiğinizde muhtemelen sipariş edeceğiniz bir Chianti şarabı, başka bir ülkenin yemeğini yediğiniz zaman, bu kırmızı et bile olsa, aklınızın ucundan dahi geçmeyecektir. Aynı şey gene bir İtalyan restoranında yemeğinizi bitirdikten sonra espresso’nuz ile birlikte içtiğiniz grappa için geçerlidir. İtalyan restoranlarında ille de grappa isteyen müşterilerin kaçı evlerinde veya başka restoranlarda grappa içiyorlar sanıyorsunuz? Aynı şey diğer ülkelerin yemeklerini yediğimiz zaman da geçerlidir. Bir Meksika restoranında fajita yediğiniz zaman canınız normalde evde içtiğiniz Efes yerine Corona çekecektir. Bu normaldir. Ben de fajita yediğim zaman varsa Meksika birası, tercihen Dos Equis, yoksa Corona içiyorum, ama Meksika biralarının hayatımdaki yerleri bununla sınırlı kalıyor. Bu “theme” bar ve restoranların insanlar üzerindeki etkisidir. Başarılı bir “theme” bar veya restoranda kendinizi o ülkede imiş gibi hissedersiniz. Ama bunun için de ülkelerin içkilerinin bulunması şarttır. Japon restoranı ise sake, İngiliz pubı ise ale, son yıllarda bütün dünyada hızla yayılan modern dünya mutfağı veya fusion yapacaksanız, yeni dünya şarapları.

Şimdi ülkemizde bunlar var mı? Hem var, hem yok. Şarap ve bira ithalatı turizm belgesi bulunan işletmelerde tüketilmek şartı ile serbest. Yani bir turist, ithal şarap veya bira içebilmek için turizm belgesi bulunan bir restoran veya bara gitmek mecburiyetinde. Bizlerin ise, kendi ülkemizde, yabancı şarap içebilmek için kendimizi turist gibi hissedip turistik müesseselere gitmemiz gerekiyor. Oysa iyi turistler iyi restoranlarda iyi şaraplar eşliğinde iyi yemekler yemek isterler. Böyle restoranlarımız olduğu zaman aynı Four Seasons oteli gibi dünyanın en iyileri arasında yer alabilirler. İstanbul gibi şehirlerimiz olağanüstü tarihi ve tabii güzelliklerinin yanı sıra dünyanın önemli gastronomi kentleri arasına girebilir. Ama bir yandan olumlu gelişmeler olurken, diğer yandan kötü gelişmeler de oluyor. İlk önce kötü haberi vereyim: Şarap ve bira ithalatındaki yüzde üç yüz, dört yüz oranlarındaki vergilendirme ve de ünlü ekonomik krizimiz sayesinde yakında yabancı şarap ithalatı duracak. Çünkü bu işe gönül verenler artık yoruldular. İyi haber ise, yıllarca çok iyi dediğimiz, fakat bir türlü ihraç edemediğimiz yerli şaraplarımız inanılmaz bir hızla düzeliyorlar. Sarafin’in öncülüğünü yaptığı Cabarnet Sauvignon, Chardonnay gibi bütün dünyanın tanıdığı ve sevdiği üzümlerden yapılan şaraplarımız çok iyi çıkmaya başladı. Yeni dünya şarapları, yani Avustralya, Güney Afrika ve ABD gibi ülkelerin şaraplarının Fransızlara kafa tutması bu üzümler sayesinde olmuştur. İyi Cabarnet’ler, Chardonnay’lar ile Türk şarapçılığını tanıtırsak, o zaman yabancılar Anadolu’nun Kalecik Karası, Boğazkere, Öküzgözü gibi üzümlerine ilgi duymaya başlarlar. Tabii telafuz edebilirlerse.

Avustralya’da Barossa Valley şarap bölgesini senede iki buçuk milyon kişi ziyaret ediyor. Bu Barossa Valley’in bulunduğu South Australia eyaletinin nüfusundan fazladır. Ne mi buluyorlar? Bağlar arasındaki küçük köylerde hem küçük ve tipik köy lokantaları, hem de büyük şehirlerdeki işlerini bırakıp bu vadiye yerleşen gezmiş okumuş insanların açtıkları muhteşem şarap listeleri olan iddialı restoranlar; bağbozumu festivalleri, dünyaca ünlü müzisyenlerin şarap mahzenlerinde konserleri. Bunları biraz teşvik edilse de, Sarafin veya başkaları Gelibolu’nun eşsiz tabiatındaki bağlarında yapabilse kötü mü olur? Globalleşen dünyamızda, uluslar arası zevklere açılmamız, kendi yemeklerimizi, kendi içkilerimizi küçümsememiz anlamına gelmez. Belki o zaman turistler de kafalarına dikilmediğimiz takdirde rakılarını ve kebaplarını daha keyifli yiyip içerler.

Teoman Hünal kardeşimizin yazdığı bu yazıya sizce katılmamak mümkün mü?

Profil
 
 
24-08-2004 00:26   [ Yok say ]   [ # 1 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

elimde 1970 rekolte Dardanel marka 70 cl.lik şarabım var. Üzerindeki etikette çerçeve içinde doruk sek şarabı diye bir sertifika var. sizinle bir alakası olabilirmi acaba diye düşündüm.

Gönderen:Hasan

Profil
 
 
03-06-2007 11:16   [ Yok say ]   [ # 2 ]  
Meyzen
RankRankRank
Toplam Mesaj:  44
Katıldı  2007-01-16

benle bir ilgisi yok.

doruk gurkan

Profil