Dist rumuzlu arkadaşın yazdığı rubainin benim tarafımdan Türkçeleştirilmiş hali:
(Hangisi daha güzel?)
Yıldız ve ay her zaman gökte olacak.
Saf şaraptan iyiyi sanma bulacak.
Şarap satan insana ben çok şaşarım,
Satıp, ondan güzel bir mal mı alacak?
Hayyam, şarabı neden içermiş:
Dünya derdiyle harap olmadan böyle,
Bol bol içelim kızıl şaraptan şöyle.
Dünya kanlımız; şarap, dünyanın kanı;
Kanlısının kanını kim içmez; söyle?
Hayyam hangi günlerde şarap içer, hangi günlerde içmezmiş:
Ey Dünyalar Güzeli, arz edeyim bir durum.
Bilir misin şarapla ne gün neşe bulurum?
Pazar, pazartesi, salı, çarşamba, perşembe,
Cuma ve cumartesi onla mutlu olurum!
Şarap içmediği için kasılan fakat nice haltlar yiyenlere:
Kendi içmez, içeni kınamaya bayılır
Yüzünden aldatmaca, sahtekârlık yayılır
Şarap içmiyor diye, kasılıp gezer ama;
Yedikleri yanında şarap meze sayılır!
Şarap; gerçeklerin şahıdır:
Bir sabah ki doğunca mavi doğmalı,
Parlak şarabı o an ele almalı.
Söylenir hep dillerde: Şarap acıdır,
Gerçek acıdır derler; doğru olmalı!
Şarap; bir antiseptik (mikrop temizleyici) dir. İnsan ruhundaki pislikleri bile temizler:
Bir dağ içse şarabı oynar, yorulur.
Kusurlular şaraba hep kusur bulur.
Niçin, gel şu şaraba tövbe et, dersin?
İnsan ruhu şarapla tertemiz olur!
(Rubailarin alındığı kaynak: Hayyam’ın Türkçe Yüzü-Yalçın Aydın Ayçiçek- Can Yayınları)
posta adresim: (JavaScript must be enabled to view this email address)