Hepimiz birbirimize benzeriz ama hiçbirimiz aynı değilizdir, başka başkayız her birimiz, isteklerimiz, hayallerimiz, beklentilerimiz, hayata bakış açımız, inançlarımız,umutlarımız hepsi herşey bambaşka.
Farklı kültürler, farklı yaşamlar, yetişme tarzları, farklı çevreler….bir insan ne kadar değişebilir, nasıl değişebilir? Hayat insanı şekilden şekle sokuyor, hatta bazen neye benzediğini bile bilemez hale sokuyor!
Neden yalan söyler insan gereksiz yere bile! Neden herşey menfaat, gösteriş ve bencillikten ibaret şu zamanda? İnsanlar neyi ispatlamaya çalışıyor birbirine, ne istiyorlar birbirlerinden? İnsanlık nerde? Nereye gidiyor? Neden?
Bana kalırsa çok daha kötüye gidiyoruz, ibret alınacak bir sürü şey gelse de gözlerimizin önüne, görmüyoruz demek ki! Anlamıyoruz demek ki!
Yapacak bir şey yok, hiçbirşey yok. Çünkü o kadar çok ki aramızda kötülük timsalleri…Üstelik de görünenler kadar görünmeyen bir o kadar daha var…
İçleri kötü olanlar! Kötülük yapmasa bile, içlerinde iyilik olmayan insanlar. O kadar çok çeşit var ki…Bizi böyle yapan da bizleriz , kendimiziz!
Ne kadar hesaplaşıyoruz kendimizle ve ne kadar iyileşebiliyoruz! Dünyaya bir kez gelmişiz diye neden her şeye sahip olmak isteriz, neden dünyevi isteklerimiz hayatımız boyunca son bulmaz? Çünkü o kadar çok şey eksik ki! İyi niyet eksik, sabır eksik, hoşgörü eksik, saygı eksik, insanlık eksik, inanç eksik! Açlık var, doyumsuzluk var! Cahillik var…
Böyle bir dünyada bunca çirkinliğin arasında insan ne kadar neşelenebilir, ne kadar pozitif olabilir, bir yerde her şeyden ama her şeyden bıkıp usanıyor insan sonunda.
Sonra ne kadar toparlayabilir kendini, her şeye rağmen yeniden ne kadar selam verebilir insanlara…Bir yardım eli bile uzatamayacak kadar aciz hale gelmişiz yanımızdakine, bir tek kelime cevap veremeyecek kadar acizleşmişiz, somurtkanlaşmışız, küsmüşüz işte. Bir merhaba, bir hoşçakal diyemeyecek kadar… Kayboluyor muyuz yoksa…
İnsan neden kendisi düşünülmek ister de bir başkasının da düşünülmeye ihtiyacı olduğunu düşünemez! Nasıl ki kendi incinmek istemez de bir başkasının da incinmek istemeyeceğini bilemez! İncitmek istemeyen kişi neden incitir! Nedir insanları bu kadar yaralayan ki onları bu kadar duyarsız,bencil,düşüncesiz hale getirir böylesine!
Bir çözümü yok dimi, hiç çözümü yok mu? Ne kadar konuşulsa da ne kadar tartışılsa da, yazılıp çizilse de hiç faydası yok dimi, bu bir kısırdöngü de hiç sonuç yok dimi.
Ama birgün herşeyin ama her bir şeyin hesabı verilecek mi, tüm haksızlıkların, tüm acımasızlıkların hesabı…Hepimiz yaptıklarımızın cezasını ve mükafatını görecek miyiz bir gün?
Bence göreceğiz, nasıl ki ölülerimiz bile tüm cezalarını ve mükafatlarını göremeden öldülerse bir gün hep beraber hesaba çekileceğiz ve o zaman göreceğiz! Yani ölüm bile son değil henüz, çünkü bu dünya son bulmadı ve son bir başlangıçtır işte, kıyamet denen gün herşey son bulacak ve yeniden başlayacak herşey, ben buna inanıyorum tüm kalbimle, o günün korkunçluğunu bilemeyiz, hayal bile edemeyiz, bilseydik bu kadar rahat olamazdık herhalde.
Ama insanoğluyuz günahkarız, günahlarımız sürekli yenileniyor, hiç bitmiyor,kul olarak görevlerimizi yapamıyoruz, insan olarak yapsak bari, onu da yapamıyoruz.
Gönderen: ozge candemir