1 of 5
1
Kuran da içki yanılgılarınız!
04-07-2005 13:37   [ Yok say ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

Kuran’da içki haram kılınırken, cennette içki içilmesinin helal olması çelişki değil midir?

Bu iddianın temel sebebi içki ve içecek kelimelerinin Arapça karşılığı ile Türkçe karşılığının karıştırılmasıdır. Bu karışıklılıkla orijinal metinde olmayan ifadeler sanki Kuran’da varmış gibi zannedilmektedir.  İlk başta bu konuyla ilgili olan ayetlere bakam.

§      Takva sahiplerine va’dedilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır ve orda onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden bir mağfiret vardır. Hiç (böyle mükafaatlanan bir kişi), ateşin içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını ‘parça parça koparan’ kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu? (47 Muhammed Suresi, 15)

Bu ayette çevrilen “şaraptan ırmaklar” kelimesinden yola çıkarak şarabın bir içecek olarak cennette olduğu ve dolayısıyla övüldüğü iddia edilmektedir. Fakat bu ayette geçen kelimenin karşılığı ve bunun anlamına bakıldığında hatanın nerede yapıldığı anlaşılacaktır.

Ayetin orijinalinde de “şarap” kelimesi geçer ve türkçeye direk olarak “şarap” olarak tercüme edilir. Fakat arapçadaki “şarap” kelimesinin karşılığı ile türkçedeki “şarap” kelimesinin karşılığı aynı değildir. “Şarap” kelimesi Arapça “içmek” anlamına “şerebe” (شرب) fiilinde türer. Şarap içecek her şeydir. İçilecek her şeydir. Fakat bu kelime arapçadan türkçeye geçerken anlam kaymasına uğramış ve “içki” anlamında “şarap” olarak anlamlandırılmıştır.

Arapçada ise “şarap” ve “alkollü diğer içecekler” için “Hımır” (خمر) kelimesi kullanılmaktadır. Kuran’da da “alkollü içecek” (türkçedeki şarap) anlamında bu kelime kullanılmaktadır.

§      Ey iman edenler, içki ( Hımır) (خمر), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz. Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi? (5 Maide Suresi, 90-91)

Ayrıca Allah Kuran’da cennet içeceğinin sarhoşluk vermediğini başka bir ayette ayrıca şöyle ifade etmektedir.

§      Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir. (56 Vakıa Suresi, 18-19)

Dolayısıyla iki dil arasındaki bu anlam karmaşasından faydalanılarak bu eleştiriler yapılmaktadır. Oysa ayette geçen kelimelerin gerçek anlamları bulunup, kelimeler buna göre düşünülürse sonuçta ortada bir çelişki söz konusu olmadı görülmektedir.

Gönderen: blawknox

Profil
 
 
04-07-2005 19:37   [ Yok say ]   [ # 1 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

teşekkürü sana borç bilirim. sağolasın ne güzel açıklayıcı bir bilgi sunmuşsun keyfle okudum. teşekkürler
saygılarımla…

Gönderen:halil

Profil
 
 
07-07-2005 21:23   [ Yok say ]   [ # 2 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

halil kardeş eyvallah…öyle olmasına sevindim…bende zaten ordan burdan araştırıyorum işte…kendine iyi bak…

Gönderen:blawknox

Profil
 
 
11-07-2005 19:30   [ Yok say ]   [ # 3 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

msn varmı sende   varsa altun49@mynet adresine yazarsan sevinirim

Gönderen:halil

Profil
 
 
11-07-2005 21:56   [ Yok say ]   [ # 4 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

tabiki yazarım hemde buraya yaziimki başka arkadaşlarla da tanışmış olurum.. (JavaScript must be enabled to view this email address) herkes kendine iyi baksın…

Gönderen:blawknox

Profil
 
 
22-07-2005 19:52   [ Yok say ]   [ # 5 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  136
Katıldı  2006-04-07

Hayyam şarabı şarap olduğu için içmemiştir. Ne olarak mı içmiştir?

81 nolu rubai
Dünya derdiyle harap olmadan böyle,
Bol bol içelim kızıl şaraptan şöyle.
Dünya kanlımız; şarap, dünyanın kanı;
Kanlısının kanını kim içmez; söyle?

Şarabın, üzüm suyundan doğmadığını söylemiştir:

83 nolu rubai
Kadeh bir bedendir ki, ondan can doğar,
Yasemine benzerken, erguvan doğar.
Hayır, yanlış söyledim; aslında şarap,
Ateşten gebe kalan bir sudan doğar!

Ayrıca şarabın temizleyici (antiseptik, mikrop öldürücü) bir sıvı olduğunu belirtmiştir:

87 nolu rubai
Bir dağ içse şarabı oynar, yorulur.
Kusurlular şaraba hep kusur bulur.
Niçin, gel şu şaraba tövbe et, dersin?
İnsan ruhu şarapla tertemiz olur!

Ve meleklerden biri olan Şeytan’ın eğer şarap içseydi aşağıdaki olayın olmayacağını belirtiyor:

91 nolu rubai
Şarap; gurur, benliği alır hep geme.
Şarap çözer düğümü, zor ve güç deme.
Şeytan bir yudum şarap içmiş olsaydı;
Bin kez secde ederdi her gün Adem’e!

(NOT: Yukarıdaki Hayyam rubai çevirileri ‘Hayyam’ın Türkçe Yüzü’ adlı kitabımdandır.)

Sevgilerimle.

Profil
 
 
26-07-2005 00:21   [ Yok say ]   [ # 6 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

sevgili arkadaşım Yalçın Aydın Ayçiçek,diger mesajına da cevap olarak söyleyecegim tek bi uyarı var sana:LÜTFEN HAYYAMI İLAHLAŞTIRMAYI KESERMİSİN???(bu ne yaa her sözünü dogru kabul ediyorsunuz sanki kutsal bi kitapmış gibi de kaynagını veriyosun!!!biraz daa geniş çerçeveden bakın olaya biraz…o da insan yaa…neyse hadi kendine iyi bak her kimsen!!

Gönderen:blawknox

Profil
 
 
04-08-2005 12:12   [ Yok say ]   [ # 7 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

Kuran apaçık ve anlaşılır diye övünüyorsunuz sonrada bir kelime için bi sürü açıklayıcı yazı. E nerde kaldı sizin kitabınızın açıklığı anlaşılırlığı. Sadece araplar mı anlayacak bu evrensel (!) kitabı.

Gönderen:Stingray

Profil
 
 
04-08-2005 12:38   [ Yok say ]   [ # 8 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

tabiki hayır stingray…bak Kuran ın anlaşılması için Allah onun herşeyini yine kendi yarattıgı insanın fıtratına göre indirmiştir…bence sorunumuzu iki soruluk hamleyle cevaplayalım…
1)Kuran sadece araplara mı gönderilmiş de orjinali arapça?
2)neden başka dil diilde arapça?

elcevap:
1)Kuran elbette ki araplara indirilmemiştir sadece..o her yönüyle evrensel bi kitaptır…birde mucizelerle donatılmış bir kitaptır..içindede hiç bir çelişki yoktur kesinlikle…çelişki olduguna dair buraya bir tane örnek veremezsin..bak sana bu kadar kesin bi dille söylüyorum…varsa yaz…bekliyorum…Eğer (Kur’an) Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı, onda birçok tutarsızlık (çelişki) bulurlar (Nisa Suresi, ayet 82).ben Allah ın bu vadinin arkasındayım ona inanan biri olarak…

neyse konumuza geçelim biz…

elcevap2:
2)her şeyden önce unutmamak gerekirki biz insanız ve bu kitap bizim için gönderilmiştir…hiç şüphesiz peygamberimiz de insandı ve Arap tı....dolayısıyla Kuran da arapça inmiştir bu sorunun herkes tarafından bilinen yönü...bir diger yönü de vardırki..gerçekten de mucize içerir…şimdi seni araştırmaya davet ediyorum…Kuranın indigi dönemden bu yana arapça dışında ki bütün diller etkileşimle gelişimlerini sürdürmeye devam ettiler…fakat arapça “ne hikmetse” Kuran inmeden tüm gelişimini tamamlayıp ondan sonrada hiç bi deişime ugramadı...Kuranın da saf arapça oldugunu düşünürsek…bütün bunların Kuranın degiştirilmemesi için “planlanmış” oldugu sonucuna varırız…çünkü biliyosun Kuranın en büyük mucizelerinden biriside DEGİŞTİRİLEMEZ OLMASIDIR…

hadi herkes kendine iyi baksın…sende stingray…

Gönderen:blawknox

Profil
 
 
04-08-2005 13:55   [ Yok say ]   [ # 9 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

_______Kuran evrensel mi yoksa sadece araplara özgü mü ;_______________

*“Elif, Lam, Ra. Bunlar apaçık kitabın ayetleridir. Biz onu anlayasınız diye Arapça okunmak üzere gönderdik” (Yusuf Suresi, ayet 1-2).

*“Anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik” (Yusuf Suresi, ayet 2)

*“Ey Muhammed! Böylece şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarman için sana Arapça okunan bir kitap vahyettik…” (Şûra Suresi, ayet 7)

*”(Allah’ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik…” (İbrahim Suresi, ayet 4).”

*“Mekkelileri ve çevresindekileri uyaran mübarek kitaptır…” (Enam Suresi, ayet 92)

............Çelişkiler….....................

*Biz bir ayeti siler, unutturur veya ertelersek ondan daha iyisini veya onun bir benzerini getiririz. Allah’ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi?Bakara Ayet 106.
*Allah’ın sözlerinde değişme yoktur; işte bu büyük kurtuluş!(yunus/64)
__________________________

Kafirun 109. Ayet 6. Sizin dininiz size, benim dinim bana!”

*“Aliimran/3/85. Kim İslamiyet’ten başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.
____________

Secde/32:5. Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin saya geldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O’nun nezrine çıkar.

Mearic/70:4. Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yil olan bir günde yükselip çıkar.
__________________

veee sen ne yaparsan yap kurannı anlayamazsın bak;

“Onun Gerçek Yorumunu Ancak Allah Bilir. Alı Imran Suresi 7. “
______________

aslında daha çok şey yazmak isterim ama şimdi zamanım yok akşama yazarım.

Gönderen:Stingray

Profil
 
 
04-08-2005 15:09   [ Yok say ]   [ # 10 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

tabiki stingray yaz bekliyorum ama bu mesajımı okumadan yazma…bak bu ayetleri ve bunun gibi ayetleri çelişki gibi görmenin tek bir sebebi var..ve tabiki de hepsininde tek bir cevabı var…bu ayetleri çelişki olarak görmenin tek sebebi ayetlerde olan ortak özellik olan ayetlerin BİZ BEN O zamirleriyle başlamasıdır…akşama yazacagın “çelişkiler"sakın bu sebebe dayalı “çelişkiler” olmasın…çünkü aşagıda bunun cevabı çok AÇIK ve NET bi şekilde verilmiştir…

    Allah teala kendinden hem “ben” diye hem de “o” diye bahseder. Bu arapçanın ve belağatın bir gereğidir.
Önce bir hususu belirtelim: Cenab-ı Hak Kur’ân-ı Kerimde, her zaman “ben” yerine “biz” diye hitap etmiyor. Âyetler hep bu şekilde sıralanmıyor. Yerine göre, “Ben”, mevzuunun gelişine, meselenin anlatılışına göre hitap tarzları da değişiyor.
Nitekim meallerini vereceğimiz şu âyet-i kerimelere dikkat edilirse bu husus açıkça görülür:
“Ey İsrailoğulları! Size ihsan ettiğim nimetlerimi hatırlayın ve son peygambere iman edeceğinize dair Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, Ben de size verdiğim sözü yerine getirip mükâfatınızı vereyim. Ve sadece Benden korkun.” 1
“Kullarım senden Beni sordukları vakit de ki, muhakkak Ben çok yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edenin duasına cevap veririm. Öyle ise onlar da Benim davetime uysunlar. Bana iman etsinler ki, doğru yolu bulmuş olsunlar.“2
“Bana dua edin, icabet edeyim.” 3
“Ben cinleri ve insanları ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım"4

Evet, sadece birkaç misal olması bakımından meallerini verdiğimiz bu âyetler gibi daha pek çok âyet-i kerimelerde Yüce Rabbimiz, kendi zâtından “Ben” mânâsına gelen zamirlerle ifade etmektedir. Bu âyetlere dikkat edilirse, “Bana verdiğiniz sözü”, “Kabul ederim”, “Beni sordukları vakit”, “Benden korkun” gibi ifadelerin doğrudan Cenab-ı Hakkın zâtıyla ilgili olduğu ve arada hiçbir vasıta kabul etmeyeceği görülür. İşte Allah’ın “Ben” diye hitap ettiği âyetlerin büyük ekseriyeti hep zâtıyla ilgilidir.

“Biz” diye hitap edilen âyet-i kerimelerde ise, umumiyetle arada bir vasıta vardır. Meselâ Kur’ân’ın indirildiğini haber veren bütün âyet-i kerimelerde “Biz indirdik” buyurulur. Bütün âyetler vahiy kanalıyla indirildiğine göre, burada Allah ile Peygamber (a.s.m.) arasındaki vasıta, bir melek olan Cebrail’dir (a.s.). Yine “Bulutla gölge yaptık"5 gibi âyetlerde işi yaptıran Allah, işi yapan “Allah’ın memurları” mesâbesindeki meleklerdir. Ancak burada, meleklerin “memur” olarak vasıflandırılmasını, insanların işlerini kolaylaştırmak için kullanma zorunda kaldıkları memurlarla kıyaslamaktan kaçınmak lâzımdır. İnsanlar acizliklerinden dolayı memur tutuyorlar; Cenab-ı Hak ise kâinatta hükmeden kudretinin icraatını ilân etmek, onlar vasıtasıyla azametini bildirmek için melekleri istihdam ediyor.
Zaten birçok müfessirimiz, bu çeşit âyet-i kerimelerde Cenab-ı Hakkın kendi azamet ve kudreti, ulûhiyet ve kibriyâsı ile hitap ettiğini bildirirler. Yâni Cenab-ı Hak, Esmâü‘l-Hüsnâsı ve sıfatlarıyla birlikte hitap ederek, kendi büyüklüğünü ve celâlini bildirmektedir.
Meselâ, “Kur’ân’ı kesinlikle Biz indirdik, elbette onu yine Biz koruyacağız"6 mealindeki âyet-i kerimenin metninde “biz” mânâsına gelen dört kelime vardır. Burada hem Cenab-ı Hakkın kibriya ve azametinin ifadesi bahis mevzuudur, hem de meselenin ehemmiyeti zamirlerle kuvvetlendirilmektedir.
Müfessir Ebu’s-Suûd Efendi, bu âyetin tefsirinde, “Biz azamet-i şânımız ve uluvv-i cenabımızla Kur’ân’ı indirdik” der.
Kevser Sûresinde geçen “Biz” mânâsına gelen “İnnâ“nın tefsirinde ise Fahrüddin Râzi, “buradaki ‘Biz’den murad, Cenab-ı Hakkın azametini göstermektir” der. “Çünkü Kevser’i Peygamber Efendimize (a.s.m.) hediye olarak veren, yerin ve göğün sahibi olan Cenab-ı Haktır. Hediye edilen şey de verenin büyüklüğüne göre bir kıymet ve azamet kazanır.”
Bediüzzaman, Bakara Sûresinin 34. âyetinin tefsirinde “Ben” mânâsına gelen “İnnî” ve “Biz dedik” mânâsına gelen “Kulnâ” kelimelerini ele alır ve şöyle der:
“Cenab-ı Hakkın halk ve îcat fiilinde vasıtanın bulunmadığına, kelâm ve hitabında vasıtanın bulunduğuna işarettir.”
Devamında ise Nisa Sûresinin 105. âyetindeki “Biz” mânâsına gelen “nâ” zamirinin tefsirinde şu hususları dikkate verir:
“Bu âyette azamete delalet eden ‘nâ’ zamir-i cem’i vahiyde vasıtanın bulunduğuna işaret olduğu gibi, ‘Allah’ın sana gösterdiği’ mealindeki cümlede müfred hükmünde olan lafz-ı celâl mânâları ilham etmekte vasıtanın bulunmadığına işarettir.“7
O halde, Allah’ın bazı âyetlerde “Biz” diye hitap etmesinden, hâşâ, Cenab-ı Hakkın birden fazla olduğu akla gelmemelidir. Zaten gelmez de.
Bazan biz de kendi yaptığımız bir işten bahsederken bile “Biz yaptık” demez miyiz?


1. Bakara Sûresi, 40-41.
2. Bakara Sûresi, 186.
3. Mü‘minûn Sûresi, 60.
4. Zâriyat Sûresi, 56.
5. Bakara Sûresi, 57.
6. Hicr Sûresi, 9.
7. İşaratü‘l-îcaz, s. 230.

AÇIKLAMA:bu cevap islamustundur.com dan benim adrese postalanmıştır…Kuranda içki yanılgılarını da ordanmı almıştım hatırlayamıyorum…ama kesinlikle benim kendi bilgilerimle yazdıımı düşünüp de benligimi okşlamayın…zaten Kuran da ben zamirinden çok biz ve o zamirlerinin kullanılmasından da anlaşılacagı gibi benlik Kuran ahlakına göre hiç bir zaman ön planda tutulmamıştır…

şimdi gelelim Al-i İmran suresi 7.ayet meselesine…ayeti tamamen okumaya ne dersin stingray?hadi okuyalım beraber..hem ayet sana direk cevabını veriyo..

“Sana Kitabı indiren O’dur.O’dur.O’nun bir kısım ayetleri muhkemdir(1)Bunlar Kitabın anasıdır.Diger bir kısımda müteşabihtir(2)Ama kalplerinde egrilik bulunanlar,sırf fitne aramak ve onu te’vil etmeye kalkışmak için onun müteşabih olanına uyarlar.Halbuki onun(müteşabih ayetlerin)te’vilini Allah dan başkası bilmez.İlimde derinleşmiş olanlar ise:“Biz ona inandık,hepsi Rabbimizin nezdindendir"derler.Olgun akıllardan başkası ibretle düşünemez…”

hadi kendine iyi bak stingray akşam bakıcam.

herkes kendine iyi baksın görüşmek üzere…

Gönderen:blawknox

Profil
 
 
04-08-2005 20:51   [ Yok say ]   [ # 11 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

yukarıdaki mesajımda Al-i İmran suresi 7.ayetteki dipnotları vermeyi unutmuşum…gerçi bildiginiz şeyler ama ben yinede yaziim dedim..
1)hükümleri gayet açık,hakkında tereddüt edilmeyen,ihtimale yer olmayan ayetlerdir(Nesefi 1.46.)
2)ilk anda net olarak anlaşılması zor olan,anlaşılması herkes için kolay yada mümkün olmayan.
yukarıdaki ayet ve bu açıklaması....prof.dr.Ahmet Agır Akça ve M.Beşir Eryarsoy un buruc yayınlarından açıklamalı mealinden aldım…hadi eyvAllah…

Gönderen:blawknox

Profil
 
 
06-08-2005 07:41   [ Yok say ]   [ # 12 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

blawknox, Kendi düşüncelerini yazarsan sevinirim başka sitelerden alıntı yazıları sevmiyorum biliyosun işin tadı kalmıyo sonra.

Sizin tanrınız arap dili ve edebiyatı mezunu galiba hep arapça yayın yapıyor.Bari her dilde yazıp gönderseydi şu kitabıda bizde böyle sorunlarla karşılaşmasaydık.

Ali imran suresi 7. ayet….. Muhammed ve arkadaşları kuranı yazarken birilerinin sorularına cevap veremeyince bu ayeti yazmışlar anlaşılan. Bunun gerçek anlamını sen ben anlayamayız allah bilir diyerek. Bu anlayış hala devam etmiyor mu bi soru sorduğunuzda senin aklın yetmez diyerek üstü kapatılmıyor mu?
Hem benim anlayamayacağım şeyi göndermenin mantığı ne nasıl olsa anlamıycam. Şifrelemelere gizli konuşmalara falan ne gerek var yani. Açık açık konuş tanrım yaaa kasma kendini rahat ol ....

Gönderen:Stingray

Profil
 
 
06-08-2005 07:50   [ Yok say ]   [ # 13 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

yazmayı unutmuşum benim yazdığım o çelişkiler sen, o zamirleriyle ilgili çelişkiler değil iyi oku blawknox…....

Gönderen:Stingray

Profil
 
 
06-08-2005 13:31   [ Yok say ]   [ # 14 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

evet stingray teşekkür ederim…gerçekten de o zamirlerle ilgili degilmiş yazdıgın “çelişkiler”...ama olsun yinede aradan çıkmış oldu zamirler meselesi…
  ayrıca bana iyi oku diye nasihatte bulunmuşsun tekrar teşekkür ama bunu sen neden yapmıyosun?Al-i İmran suresi 7.ayet için yazdıgım cevabı sende iyi oku..oradaki gerçegini Allah bilir ifadesi müteşabih(yoruma açık)ayetler içindir bu bir…
  ikincisi…yazdıklarım başkalarının fikirleri diil aslında…mesela o zamirler konusunda veya Kuran da içki yanılgıları konusunda benim kendi verdiim cevap da biraz eksiklikler gördüysem…tabiki başka kardeşimin cevabından faydalanırım…hem ne farkederki ben yada başkasının yazması...ben aşagıda kaynak yazmasaydım ne farkedecektii…ayrıca senin sitendeki yazıların da hepsi sana ait diil…çünkü bi çogunu başka ateist sitelerde de okudum…özellikle “çelişki” leri…ama bence bunda bi sakınca yok..elbetteki sende başka arkadaşlarından yardım alacaksın..bnce kimin dedii yazdıgı diil..önemli olan ne yazdıgıdır bence..kimse süper zeka diil burda bende diilim..tabiki cevabını bilmediim konularda başka kaynaklara başvurucam..tabi kaynagını da belirterek…sakın bişi yazma yukarıdaki ayetlerinin cevabını vericem…korkma bu sefer kendi düşüncelerim olacak:)))) şu an gerçekten de zor şartlarda bu kadar yazdım..en geç bu akşama yazıcam ayetlerinin cevaplarını aklında tek bir soru bırakmadan…aslında kagıt üzerine döktüm cevaplarını ama buraya geçirecek vaktim yok şu an cafeden girdim ve hemen çıkmak zorundayım..satır satır kelime kelime cevap yazcam merak etme…çünkü bunu her defasında söylemekten gurur duyarım:Allah ın kitabında bir tane dahi çelişki yoktur..yanlış anlama bu kadar eminsem bu kendime olan diil Rabbime olan güvenimden kaynaklanır..hadi kendine iyi bak…dedigim gibi cevabını yazmadan bişi yazma konu kaymasın..

Gönderen:blawknox

Profil
 
 
07-08-2005 17:53   [ Yok say ]   [ # 15 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

ya stingray nedir bu üzerimdeki talihsizlik anlayamadım…bununla birlikte üç oldu tam yazarken elektrigin kesilmesi ve yazdıklarımın silinmesi…ama olsun Allah a şükür ki burdayım cevabımı yazıyorum…hemen başlayalım…ama her ihtimale karşı ben madde madde cevapliim…cevapladıım ayeti yolliim…kesinti olursa boşa gitmesin…bitirmeden yine bişey yazmazsan sevinirim…
elcevap:
1)*“Elif, Lam, Ra. Bunlar apaçık kitabın ayetleridir. Biz onu anlayasınız diye Arapça okunmak üzere gönderdik” (Yusuf Suresi, ayet 1-2).

*“Anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik” (Yusuf Suresi, ayet 2)
bu ayetin bi kısım cevabını yukarıdaki Kuranın neden arapça olduguyla ilgili mesajımda kısmen cevaplamıştım aslında ama şimdi konuyu biraz daa açıklayalım…Kuran dan bi mucize örnek göstererek açıklayalım..neden anlamamız için Arapça gönderilmiş de başka dil degil diye…buradan kesinlikle sadece araplara gönderilmiştir de ondan arapçadır sonucunu çıkartmamalıyız… hee bu arada bu mucizeyi yazarken harun yahya dan faydalandım…(sakın öyle diye okumamazlık yapma:)))) )
“Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. - Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69) şimdi diyeceksin ki “ne alaka konumuzla?”
şöyle ki: bu ayet apaçık bi mucize içermektedir…ama sen bunu göremiyorsun..nedeni ise “türkçesi"ni okumaktasın…halbuki “Arapçada iki çeşit fiil kullanımı vardır ve fiillerin bu kullanımlarından, öznenin erkek mi yoksa dişi mi olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim yukarıdaki ayetlerde arı için kullanılan fiiller (altı çizili kelimeler), fiilin dişi için olan şekliyle kullanılmıştır. Böylece Kuran’da bal yapımında çalışan arıların dişi olduğuna işaret edilmektedir(Dr. Mazhar U. Kazi, 130 Evident Miracles in the Qur’an, Crescent Publishing House, New York, ABD, 1998, ss. 68-69.) gördügün gibi bu kadar açık bi mucize başka hiç bi dille açıklanamazken…arapçada ki fiil kullanımlarıyla ayın 14 ü gibi ortada…şimdi neden arapça oldugunu daa iyi anlamışsındır…O nu daa iyi anlamamız için tabiki…(tek tek digrleri de gelio…

Gönderen:blawknox

Profil
 
 
   
1 of 5
1