5 of 5
5
Kuran da içki yanılgılarınız!
13-02-2006 03:07   [ Yok say ]   [ # 61 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

Tarza bir eleştiri: Her dil gibi Türkçe de cümlelerden oluşur. Cümleleri birbirinden ayırmazsan (noktalama işaretleri ve küçük-büyük harfler bunun için vardır) yazdıklarını okumak kat be kat zorlaşır.

Yazılan bol miktardaki satırı incelediğimde yalnızca tek bir sağlam itiraz görebiliyorum: Tanrı bizim ulaşamayacağımız bilgiler vermez; sadece ulaşabileceğimiz bilgileri ulaşamamış olacağımız zamanlarda verir. Bu görüşe iki ayrı itirazda bulunulabilir; birincisi matematiksel, ikincisi pratik olacak.

Birincisi (matematiksel): Bir bilgiye ulaşamamak nedir? Sonlu alanda ifade edilebilecek bir bilgi her çağda ulaşılabilirdir. Mesela evrenin genişliyor olduğu bilgisi, “evren genişler” cümlesindeki sonlu sayıdaki harfle ifade edilebilir. Arkadaşımız Mehmet’in elindeki zarları atarak rasgele bir harf seçtiğini ve çıkan harfleri bir kağıda not ettiğini varsayalım. Buna göre Mehmet’in kağıdına “evren genişler” yazması mümkün müdür? Olasılık bilimi bize bunun mümkün olduğunu söyler. Pekiyi; Mehmet böyle bir şeyi kağıda yazdığı takdirde Mehmet’in evrenin genişlediğini bildiğini söyleyebilir miyiz? Cevap hayırdır.

İkincisi (pratik): Uzaydaki komşularımızın, bizimle biraz eğlenmek için bizden çok önce keşfettikleri bilgileri her şeyi biliyormuş gibi bize satmadıklarından nasıl emin olabiliriz? Evrenin genişlediği bilgisi insan tarafından elde edilebiliyorsa, pekâlâ uzaylı komşularımız tarafından da elde edilebilir ve bizden ne kadar önce elde etmiş olabilecekleri konusunda teorik bir sınır yoktur.

Özetle, bilginin ne zaman elde edildiği önemli değildir. Önemli olan o bilgiye bir gün ulaşılıp ulaşılamayacağıdır. Tanrı tanrı olduğunu sadece mantığına güvenen bir insana ispatlamak istiyorsa, ona bir gün ulaşabileceği bir bilgiyi değil (çünkü bu bilgiye sadece çok şanslı bir dostumuz ya da tez akıllı bir uzaylı sahip olabilir), hiçbir zaman ulaşamayacağı bir bilgiyi vermelidir. Halbuki hiçbir zaman ulaşamayacağımız bilgileri hiçbir zaman da sınayamayız. Öyleyse Tanrı sadece mantığını kullanan bir insana herşeyi bildiğini asla ispatlayamaz.

Bağlamak için örneğine doğrudan cevap da vereyim: Hz. Muhammed’in ilgili ayeti zar atarak yazmadığını bana nasıl ispatlayabilirsin? İşin ilginç tarafı, Hz. Muhammed tüm Kuran-ı Kerim’i de zar atarak yazmış olabilir. Aksini ispatlamanın mantıklı bir yolu yoktur.

Hz. Muhammed’in Tanrıyla konuştuğuna inanmakta herkes serbesttir. Ancak bu konuda insanları mantık yoluyla ikna etmeye çalışmak boşunadır.

Esenlikler!

Gönderen:Ali Kamber

Profil
 
 
13-02-2006 03:46   [ Yok say ]   [ # 62 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

Az önceki mesajımı tekrar okuduğum zaman yanlış anlaşılabilecek bir nokta keşfettim. Hem bunu ortadan kaldırmak hem de kendi düşüncemi biraz daha açıklığa kavuşurmak için kısaca tekrar yazacağım.
Yanlış anlaşılabilecek nokta Tanrı‘nın tanrı olduğunu sadece mantığına güvenen bir insana ispatlayabilmesi meselesi. Elbetteki Tanrı‘nın böyle bir şey isteyeceğini ya da istemesi gerektiğini iddia etmiyorum. Ya da amacım Tanrı‘nın böyle bir şeyi yapmak istese dahi yapamayacağını söylemek değil. Çok daha basit bir iddiada bulunuyorum. Bir gün ne olduğunu bilmediğimiz bir varlık karşımıza çıksa ve Tanrı olduğunu iddia etse, buna ispat olarak da önümüze henüz sahip olmadığımız bazı bilgileri (evrenin sırları!) koysa, bu varlığın Tanrı mı yoksa bilimsel ve teknolojik olarak bizden çok üstün uzaydaki komşularımız mı olduğunu anlayamayız. Anlamak ve kesin karar vermek için o varlıktan yeni “mucizeler” veya henüz bilmediğimiz bilgiler istesek bunları bize sağlayabilir çünkü ya gerçekten Tanrı‘dır ya da teknolojik olarak bizim 1 milyon yıl ilerimizdeki Vega’lı komşularımızdır. Biz akla ve mantığa güvendiğimiz ve Tanrı olmadığı halde Tanrıymış gibi davranan uzaylılara tapma hatasına düşmekten korkan sağduyulu insanlar olduğumuzdan o varlıktan Tanrı olduğuna dair şüphe götürmeyen bir ispat bekleriz. Ne yazık ki bilim felsefesinin de çok iyi ortaya koyduğu gibi böyle bir ispat yoktur. Mucizeler segileyen bir varlığın ne zaman bilimin sınırları dışına çıktığını söylemenin bir yolu yoktur. Mantığımızı ve bilime olan sarsılmaz güvenimizi bir kenara bırakıp, o varlığa “inanmadığımız” sürece bu tereddütü ortadan kaldıramayız. İnanmak da az önce açıkladığmı sandığım gibi akıl ve mantık yoluyla değil, kalp ve gönül yoluyla olur. Bir şekilde karşımızdaki varlığın uzaylı değil Tanrı olduğu anlar ve “inanırız”.

Gönderen:Ali Kamber

Profil
 
 
13-02-2006 16:36   [ Yok say ]   [ # 63 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

    Çok güzel,Ali Kambel görüşlerin ve “tarz” hakkındaki eleştirilerin için teşekkür ederim..ancak yine yazıma görüşlerine katılmadıgımı söyleyerek başlamak istiyorum…
      1)matematiksel olarak bilgiye ulaşılıp ulaşamayacagımızı ele almışsın ve olasılık biliminin bize hz Muhammed in “evren genişler” cümlesindeki harfleri rastgele yazdıgının mümkün oldugunu söyledigi demiişsin ki bu son derece kabul edilmez bir hatalı bilgidir bilim adına,çünkü matematikte 10 üzeri 50 de bir den küçük ihtimaller “imkansız” kabul edilir ve bilim artık onunla ilgilenemez ve o artık bilim için gereksiz spekülasyondur ve Ockhamlı‘nın usturasının hışmına ugramak zorundadır…Kuran da bu ifadenin geçmesini siz düşünün kaçta kaçtır ihtimal? Şekspir in Sonat ına rastgele harfler ekleyin bu hem mucizevi bir bilgi içersin hemde eseri daha da güzelleştirsin….ve tabiiki rastgele? şimdi bırakın Şekspir in Sonat ını elimizde Kuran gibi bir eser var hz.Muhammed in yazdıgını düşünseniz bile taklit edilemez bir yapıt var ortada peki rastgele konulan harfler hem evren genişler yargısını (ve tabiki daha örnekleri var bir çok) oraya yazacak ve hemde edebi yönünü hiç etkilemeyecek?(olumsuz yönde,kafiye şeması da dahil) ve buna da akla dayalı olan ve 10 üzeri 50 de 1 den küçük ihtimalleri “imkansız” sayan bilim “mümkün” diyecek..şahsen katılmıyorum o zaman kimse ampulu Edison un buldugunu iddia edip bize gereksiz yere adamın ismini saygıyla anmamız konusunda etik bilgiler vermesin ne de olsa bir şekilde ampul de senin bahsettigin şekilde oluşmuş olabilir..ama o zaman da Ockhamlı’ nın usturası körelmezmi?ama şu var yaptıgın felsefe olur,beraber felsefe yaparız bu konu da imkansız ı yargılarız imkansız da neymiş deriz..ama bu konuya felsefi degilde bilimsel yaklaşacaksan o zaman yukarıda yazdıklarımı tekrar okumanı rica edecegim..
        2)pratik olarak ele almışsın ve neden bize verilen biraz ileri düzeyde bilgi yüzünden hemen tanrı diyoruz da uzaylı olma ihtimalini göz ardı ediyoruz gibi bir itiraz etmişsin sanırım…bu şıkta şu pasajın dikkatimi çekti:

        “özetle, bilginin ne zaman elde edildiği önemli değildir. Önemli olan o bilgiye bir gün ulaşılıp ulaşılamayacağıdır. Tanrı tanrı olduğunu sadece mantığına güvenen bir insana ispatlamak istiyorsa, ona bir gün ulaşabileceği bir bilgiyi değil (çünkü bu bilgiye sadece çok şanslı bir dostumuz ya da tez akıllı bir uzaylı sahip olabilir), hiçbir zaman ulaşamayacağı bir bilgiyi vermelidir. Halbuki hiçbir zaman ulaşamayacağımız bilgileri hiçbir zaman da sınayamayız. Öyleyse Tanrı sadece mantığını kullanan bir insana herşeyi bildiğini asla ispatlayamaz.”

        yine olasılıklarla hareket ettigini söylemeyecegim sadece senin mantıgınla hareket edip yine senin mantıgın la şu sonuca varıcam:ya ortada uzaylıların ulaşabilcegi fakat insanlaın ulaşamayacagı bilgiler varsa?onlar da insanların ulaşamayacagı fakat kendilerinin ulaşabildigi bilgileri sunarsa?o zaman tavrımız ne olacak?şu an felsefe yapıyoruz bunun farkında olalım bunun hiç br bilimsel tutarlı yönü yoktur örnegin teoloji de,Kuran da bu bilgilerden sonra ben Tanrıyım diyor ise,uzaylı fikrini düşünmek mi yoksa daha somut olan TANRIYIM ifadesini düşünmek mi mümkün?peki uzaylıları ele alalım uzay diyoruz uzay nasıl oluştu?bu evren nasıl oluştu?uzaylılar önce evreni sonra kendilerini mi oluşturdular?hem akıl ve mantıga olan sadakatinden dolayı bir ihtimalle uzaylı olabilcek bir varlıga tanrı diye tapmamak için bu itirazda bulundugunu söylemişsin iyi ama şu anda Tanrı ya uzaylı olabilir diye inanmama noktasında sın kaldıki uzaylı olabilecegine dair ne gibi bir bilgin var?ben en azından Kuran daki ifadeleri hesaba katıyorum sen ise sadece “olabilir” düşüncesindesin…
      3.olarak bir nokta daha varki gözden kaçırıyoruz,Tanrı sadece bu şekilde bize kendisinin varlık delillerini açıklamaz ki! Kuran da bir çok yerde insanın hem kendisi hemde yaratılan herşey hakkında düşünmesi ifadeleri geçer,yani sadece kitaba degil de hayata baktıgında dair O nu görebilecegini söyler..bilim demişsin akıl mantık demişsin,peki big bang senin için ne ifade ediyor?yada insancıl ilke?bütün bunlar yanında evreni de uzaylılar yaratmış olamazmı evren dışında olan uzaylılar diye de itiraz edilebilir senin mantıgınla?hayal kurmak için bir sınır yok tabi ki ama bilimi buna alet etmemek gerekir..
      Amerika da bir adam her gün işe giderken parmaklarını şıklatırmış,ve tabiki esnaf ın dikkatini çekiyormuş,bir gün sormuşlar durdurup neden böyle yapıyorsun her gün? adam demiş ki:böyle yapmam beni fillerin gelip yemesini önlüyor! herkes şaşırmış tabiiki o semtte fil ne arar?sormuşlar peki korudugunu nerden biliyorsun? adam cevap vermiş hiç tereddüt etmeden “baksana her gün parmaklarımı şıklattıgım için hala hayattayım” yorum senin..hadi kendine iyi bak…

Gönderen:blawknox

Profil
 
 
13-02-2006 18:51   [ Yok say ]   [ # 64 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

Yazdıklarından çıkana göre Tanrı‘nın varlığına inanma sebeplerin (itirazları ile birlikte) şunlar:

1) Kuran’daki gerçekleri Hz. Muhammed’in kendi başına yazmış olma ihtimali çok düşük.

- Öyleyse arkadaşımız Tanrı‘nın varlığını istatistiki olarak kabul ediyor. Bahsedilen gerçeklerin şans eseri yazılmış olma ihtimali arttıkça inancı azalıyor, azaldıkça inancı artıyor.

2) Kuran’daki gerçekleri uzaylıların gönderdiğine inanacağıma Tanrı‘dan geldiğine inanırım; çünkü ikincisi daha somut.

- Pekiyi arkadaşımız Tanrı kavramının uzaylı kavramından daha somut olduğuna nasıl karar veriyor? Halbuki ispatlamaya çalıştığı şeyi diğerlerinden daha doğruymuş gibi ortaya koymanın çok büyük bir mantık hatası olduğunu bildiğine eminim.

3) Sen uzaylıların var olduğuna dair ne biliyorsun? Benim hiç olmazsa Kuran’ım var.

- Arkadaşımız Kuran’ın Tanrı‘nın sözü olduğunu kabul ederek işe başlayarak ispatlamaya çalıştığı şeyi doğru varsaymış olduğunu bir kere daha unutuyor.

Kaçırdığın şöyle bir nokta var: Tanrı‘nın varlığı ihtimali diğer ihtimallerden daha büyük demek, Tanrı‘nın varlığını ispatlamak demek değildir.

Üzgünüm ama dağınık cevapları toparlamak, içlerinden asıl anlamı çekip çıkarmak yorucu bir iş. O yüzden burada sohbeti kesmek durumundayım. Kapanış sözü olarak da şunu söylüyorum: Tanrı, kendisine, mantık gibi mekanik bir yolu kullanarak değil, inanç gibi yüce bir yolu kullanarak inanılmasını ister.

Esenlikler!

Gönderen:Ali Kamber

Profil
 
 
14-02-2006 13:54   [ Yok say ]   [ # 65 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

Tartışmayı ilgiyle izliyorum. Takıldığım bir nokta var. Bu da blowknox arkadaşın aşağıda alıntıladığım cümleleri:

“yine olasılıklarla hareket ettigini söylemeyecegim sadece senin mantıgınla hareket edip yine senin mantıgın la şu sonuca varıcam:ya ortada uzaylıların ulaşabilcegi fakat insanlaın ulaşamayacagı bilgiler varsa?onlar da insanların ulaşamayacagı fakat kendilerinin ulaşabildigi bilgileri sunarsa?o zaman tavrımız ne olacak?şu an felsefe yapıyoruz bunun farkında olalım bunun hiç br bilimsel tutarlı yönü yoktur örnegin teoloji de,Kuran da bu bilgilerden sonra ben Tanrıyım diyor ise,uzaylı fikrini düşünmek mi yoksa daha somut olan TANRIYIM ifadesini düşünmek mi mümkün?”

Ben blowknox nam arkadaşın Ali Kamber’in mantığını kullanarak nereye vardığını anlayamadım. Çünkü yukarıdaki alıntıda bir mantık yürütme görmüyorum. Dolayısıyla bir sonuç da görmüyorum. blowknox’ın yürüteceğim dediği ama yürütmediği mantığı onun adına ben yürüteyim:

Varsayım: Uzaylılar bizim ulaşamayacağımız bilgilere ulaşma kapasitesine sahip olsunlar. Dikkat etmek gerekir ki burada ulaşabilme ve ulaşamamayı zamansal kısıtlar yüzünden değil hesap kuramının (theory of computation) getirdiği çok daha temel kısıtlardan bahsediyoruz. Gödel’in 1931 tarihli makalesinde ispatladığı gibi sonsuza kadar vaktimiz dahi olsa bu evrende cevaplanamayacak bazı sorular var. Uzaylılar her nasılsa bu soruların cevaplarını biliyor olsunlar.

Uzaylılardan birisi dünyaya geliyor, ve “İşte size bir kara kutu, bunun içine sorunuzu söylüyorsunuz, o da size sorunuzun cevabını söylüyor. Evrende sorulabilecek her soruya cevap verebilir bu kutu. Böyle bir kutu sizin için imkansızdır, ben imkansızı yaptım o halde Tanrıyım.” diyor.

Biz de merakla o güne cevabını henüz bulamadığımız soruları sormaya başlıyoruz. Şaşırtıcı bir şekilde kutunun verdiği her cevap doğru çıkıyor. Ne zaman şüphelenmeye başlarız? Örneğin sorular evet-hayır sorusu şeklinde olsun. Ardarda 10 soru sorarsak ve 10 tanesi de doğru olursa, kutunun rasgele doğruları bilme olasılığı 1 bölü 2 uzeri 10 olur. Yani binde bire yakın bir olasılık. Eğer 100 soru sorarsak ve 100’üne de doğru cevap alırsak kafamızı daha hızlı kaşımaya başlarız. Kutu 1 zilyon (10 üzeri 10 trilyon olsun) tane soruya da doğru cevap verirse insanlar arasından en azından bazıları uzaylıya tapma eğilimi göstereceklerdir.

Ali Kamber arkadaşın mantığını işletmeye devam ediyorum: Kutunun 1 zilyon tane soruya doğru cevap vermiş olması o kutunun evrende sorulabilecek her sorunun cevabını bildiği anlamına gelmez. Hoş bilse bile, insanlar olarak biz sorulabilecek tüm soruları asla soramayacağımız için bu iddiayı kesin olarak kanıtlayamayız. En iyi yapabileceğimiz şey ömrümüzün yettiği kadar değişik sorular sorup hepsinden de doğru cevap alırsak, kutunun tüm soruları doğru cevaplayacağına dair olan inancımızı arttırmaktır. Bir bilim adamı mantığa olan güveni sayesinde uzayının iddiasının doğru olup olmamasının en nihayetinde bilimsel olarak kesin olarak kanıtlanamayacak bir iddia olduğunu bilir ve onun tanrı olduğunu kanıtladık iddiasına düşmez. Olayın mucizevi yanı karşısında ikna olabilir, “bu kadar düşük bir olasılılığı benim aklım almıyor o halde doğru olmalı” diyip inanabilir ama asla bilim adamı kimliği ile “evet uzaylımız Tanrı‘dır” demez. Çünkü bilir ki belki de uzaylı 1 zilyon tane cevabı eliyle girdi o kutunun içine. 1 zilyon + 1. soruda yanlış cevap verecek. Bu gayet mümkündür.

Şimdi Ali Kamber’in mantığında kendimce yanlış gördüğüm tarafı söyleyeyim. Yukarıdaki mantık yürütmede uzaylının yerine gerçek Tanrı‘yı koyun. Ali Kamber bir bilim adamı olarak yürüttüğü mantığı aynen yürütmeli , dolayısıyla Tanrı‘nın da varlığına aynı kesinlikle ulaşamıyor olmalıdır. Yani blowknox’ın dediği gibi uzaylılara yanlışlıkla tapma korkusu yüzünden tanrı inancını reddetme noktasında kendisi. Halbuki tam tersine, gerçek tanrıya tapmama korkusu yüzünden uzaylılara tapma riskini göze almalı ve aklı ile ulaşamıyorsa Tanrı‘nın varlığı bilgisine, akıl yürütmesinin yanlış olduğunu kabul edip inanmalıdır.

Gönderen:Kasım Bal

Profil
 
 
14-02-2006 20:21   [ Yok say ]   [ # 66 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

Dayanamadım, tekrar yazıyorum. Ali Kamber’in içine düştüğü çelişkiyi başka bir örnekle daha iyi açıklayabileceğimi düşündüm.

Ali Kamber Tanrı‘nın ilim sıfatı yani her şeyi bilme özelliği üzerinde yoğunlaşmış. Halbuki irade sıfatı yani onun istediği her şeyin olması, istemediklerinin olmaması üzerine yoğunlaşsa düştüğü çelişki açıkça görülecekti. İrade sıfatının bir diğer yanı da kainatta gördüğümüz her olayın O öyle olsun istediği için gerçekleşiyor olmasıdır. Allah’ın iradesi dışında bir gerçeklik ve bir olay olamaz.

Şimdi bu sıfatı Ali Kamber’in uzaylı örneğine uyarlayalım:

Karşımıza bir uzaylı çıkıyor ve mutlak iradeye sahip olduğunu, ne dilersek onu gerçekleştireceğini söylüyor. Biz de iyi birer bilim adamı olarak ondan iddiasını kanıtlayacak şeyler diliyoruz. Örneğin başlangıç olarak güneşin batıdan doğup, doğudan batmasını yani dünyanın dönüş yönünün değişmesini istiyoruz. Bir bakmışız ki oluvermiş, hem de dünyanın durup tersine dönmeye başlamasının getireceği felaketler yaşanmadan. Ne yapacağız? Elbetteki uzaylının tanrı olduğuna karar vermeyiz, en iyi ihtimalle “Bizim bilmediğimiz bazı teknolojileri var, bu sayede bunu gerçekleştirdi.” deriz. İkinci olarak ışıktan hızlı gitmesini isteyelim. Biliyoruz ki günümüzün fizik yasaları ışıktan hızlı madde ve bilgi transferini olanaksız kılıyor. Hop, onu da gerçekleştirdi. “Demekki” deriz, “Einstein yanılıyormuş, ışıktan hızlı gidilebilirmiş, bizim fiziğimiz yanlışmış”. Çünkü Fizik yasaları da değişmez kurallar değildir, sadece o an ki bilgimizin vardığı uç noktayı gösterir. Blowknox’ın yukarıda söylediği gibi bilimsel bilgi her an değişmeye tabidir.
Kendisinin şu satırlarının altına imzamı atarım:

“arkadaşlar bilimin nasıl işledigini hepimiz biliyoruz,bilimin ne kadar kaygan bir zemin üzerinde işledigini bir gün kesin yargılarla dogru kabul edilen bir teorinin kanunun yarın öbürsü gün iptal olabilecegini de biliyoruz…dolayısıyla Kur’an daki bir ayeti günümüzde ortaya çıkmış bir bilimsel verinin habercisi olarak yorumladıgımız takdir de kendi yorumumuz oldugunu açık ve net bir şekilde vurgulamamız gerekir ama ne yazıkki ben bu çalışmaları yapanlar da bunu pek göremiyorum ve korkum o dur ki bir ayetle özdeşleştirilmiş bir bilimsel veri yarın öbürsü gün iptal olup da yerine başka bir veri ortaya kondugunda bu durumun Kur’an a zarar vermesidir…”

Her neyse, gördük ki, mantığa bağlı Bay Kamber, bir türlü uzaylının Tanrı olduğuna inanmak istemedi ve ikna olmadı. Çok da iyi yaptı çünkü Uzaylı‘nın bilimsel ve teknolojik olarak bizden ne kadar üstün olabileceğinin prensipte bir sınırı yok. Bay Kamber aklına ne gelirse gelsin, hepsi Uzaylı‘nın teknolojisi sınırları dahilinde olabilirdi çünkü bilimin ve teknolojinin sınırlarının ne olduğunu bilmiyoruz.

Lakin, bir önceki mesajımda uyguladığım mantığı buraya da uyarlarsak, yani uzaylımızın yerinde gerçek Tanrı‘nın olduğunu varsayarsak şöyle komik bir durum ortaya çıkıyor:

Bir tarafta Tanrı, mutlak iradeye sahip ve kulu ne isterse onu geçekleştiriyor, mucize üstüne mucize yaratıyor öbür tarafta Bay Kamber, inatla muhatabının Tanrı olduğunu reddediyor. Çok güvendiği mantık ne yazık ki Bay Kamber’i bu duruma sokmaktadır. Eğer bir noktadan sonra mucizelerin illa da bilimsel açıklamalara sahip olabileceği varsayımını bıraksa ve inansa şüphesiz çok daha doğru olacaktır.

Gönderen:Kasım Bal

Profil
 
 
14-02-2006 23:39   [ Yok say ]   [ # 67 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

      merhaba arkadaşlar,yukarıda mantık yürütücegim deyip yarım bırakmam,noktalama işaretlerindeki dikkatsizligim şu anki yogunlugumun bir izdüşümüdür..bundan dolayı özür dilemem gerekiyorsa özür diliyorum…özte yandan bir kısım eleştirilere cevap vereyim Ali Kamber benim yorumlarımı yanlış toplamışsın ancak bunda benim de suçum var elbette yukarıda saydıgım nedenlerden dolayı olsa gerek bu yanlış anlaşılma durumu…
    1) örnegin ilk şıkkında bu yanlış anlaşılmayı görebiliyoruz..ben Kuran ın Allah tarafından indirildigine bu istatistiki bilgiler yüzünden inandıgımı söylemedim hatta yukarıda da yazdım inanç zihnin o kadar farklı bir boyutudur ki bazen tüm akli deliller onu çürütemez..ama Kuran ın Allah tarafından gönderildiginin AKIL VE MANTIK la da pek ala desteklenebilecegini hatta bu konuda olasılık biliminin senin dediginin aksine,benim dedigimden yana oldugunu söylemek istedim..yoksa Kuran da SADECE “yer yüzünde agaçlar vardır gölgesinde oturulup dinlenilmeye yarar” gibi ifadeler içerseydi elbette bunun normal bir insan tarafından da yazılmış olabilecegi görüşü çok rahat söylenebilir ve benim inancımın akli ve mantıki delilleri olmadıgı söylenebilirdi bunu göstermek istedim..şunu düşünün söz söyleme sanatının müthiş bir şekilde gelişmiş oldugu bir topluluga iniyor ve en usta şairler baş edemiyor ve “bu Muhammedin sözü olamaz” görüşleri inancın akli delillerini oluşturuyor..yalancı peygamberlerin de iki kaşı iki gözü vardı sonuçta,neden başarılı olamadılar?bunu iyi düşün bence…
    2 ve 3)bu şıklarda da yanlış anlama var..tanrı kavramı uzaylı kavramından daha somut demedim ki yazdıklarımı lütfen oku,
      ben üzerinde “Tanrı tarafından mı” yoksa “uzaylılar tarafından mı” gönderilmiş diye akıl yürüttügümüz bir kitabın ifadelerine bakmayı teklif ettim ve bu ifadelerde gönderenin Tanrı oldugu geçtigini dolayısıyla bu,terazinin “Tanrı tarafından gönderilmiştir” kefesinin agır gelmesini sagladıgını söyledim,o yüzden daha somut dedim..sanırım somut kavramını yanlış anlamda kullandım,daha tutarlı demek istemiştim…
      Kasım Bal arkadaşımıza gelince mantık yürütüşümüzde gelecek oldugum noktaya hemen hemen gelmişsin,eksigi fazlasıyla hemen hemen aynı noktayı yakalamışız teşekkür ederim yanlışımı düzelttigin için…ama dedigim gibi hızlı çok fazla alanla ilgili ve meşgul olunca bu kafa dagınıklıkları da olabiliyor tekrar Ali Kamber den ve senden özür diliyorum kendinize iyi bakmanızı diliyorum artık bu forumu da bu mesajla birlikte bırakmış oluyorum…Allah ın izniyle öss yi bir kazanayım o zaman bol bol yazışırız…tekrar hoşçakalın…

Gönderen:blawknox

Profil
 
 
15-02-2006 12:35   [ Yok say ]   [ # 68 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

sevgili yagmuradam öncelikle; ben zaten dinimiz ve kur’an ı kerim hakkında fazla birsey bilmedıgımı yazmıştım.bu siteye de tesadufen rastladım ve cok ılgımı cektı özellikle blwknox’un yazdıkları ..
stingray arkadasımızın :Muhammed ve arkadasları kur’an ı oturup yazmışlar yazısına cevap vermek istedım .kaptan custo örnegı nı de bu sebepten yazdım çünkü ben öyle inanıyorum ki kur an ı kerım bana gore gercekten mucize bir kitap .kimse oturup ta boyle bır kıtabı yazamaz…yazdıklarımı aptalca bulmuşsunuz sizi rahatsız ettiysem özür dilereim..bu arada bana sordugunuz soruyu sevgılı blawknox arkadasımız cok guzel bir sekilde cevaplamış lütfen okuyunuz ....

Gönderen:deniz

Profil
 
 
15-02-2006 18:34   [ Yok say ]   [ # 69 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

;  Gerçek olan ALLAH,KİTAPLARI, PEYGAMBERLERİ ,MELEKLER vs… birsürü peygamber (elçi)göndermiş ALLAH varlığını ıspatlamak için asırlardır peygambeler ve ALLAH tarafından gönderilen ayetler, kutsal kıtaplar…...hrıstıyanlar ,museviler yahudiler,müslümanlar ve tek baslarına kalmış bir toplulukta ataistler(hiç birşeye inanmayanlar) herşey bir tesadüf olabilir mi?

asırlar önce peygamberler zamanında yasamış sahabeler mucizevi olayları gören insanlar da var.Aslında hiçte zor değil inanmak hrıstıyanı musevısı yahudısı muslumanı neredeyse tum DUNYA ınanıyor ALLAH ın varlıgına bırliğine .. Kitaplar ve peygamberler konusunda inanç ayrılıkları var sadece hala ne tartışılıyor anlayamıyorum..bu dünyada anlayamadıklarınızı bilmediklerinizi ÖLÜNCE KABRE girince anlatacaklar size:.  herseye bır mana buluyorsunuz hadı ölüme de bulun….
      oysa ki ALLAH kullarından kötü birşey istemıyor ki;
ayetlerınde hep dogru olun iyi olun diyor yalan söylemek,gıybet,hırsızlık,zina,tecavüz,haram yemek,temizlik,sadaka ,zekat,sabretmek,kötü söz etmemek,akrabayı zıyaret etmek,doğruluktan ayrılmamak,sihir büyü yapmamak,yetim malı yememek,rüşvet yememek vs….. bunları yapın mı dıyor.bunları yapın dese bende ALLAH a inanmam.KUR’AN ı kerimde ALLAH kullarına kötü olan birşeyi yapın demiyor asla ne kadar güzel bir kitabımız var bu kıtap olmasa bugun insanların hepsi azar ,kötülükler ,fenalıklar çok olurdu iyi ki KURAN var…

Gönderen:deniz

Profil
 
 
15-02-2006 18:41   [ Yok say ]   [ # 70 ]  
Üstat
RankRankRankRank
Toplam Mesaj:  5042
Katıldı  2008-10-12

yukarıda dikkat etmemişim yanlış anlaşılır diye duzeltıyorum;

oysa ki ALLAH kullarından kötü birşey istemıyor ki;
ayetlerınde hep dogru olun iyi olun diyor ;yalan söyleyin ,gıybet edin,hırsızlık yapın,zina yapın,tecavüz edin,haram yıyın ,temiz olmayın,sadaka vermeyin ,zekat vermeyin,sabretmek,kötü söz edin,akrabayı zıyaret etmeyin,doğruluktan ayrılın,sihir büyü yapın,yetim malı yiyin,rüşvet yiyin vs….. bunları yapın mı dıyor.bunları yapın dese bende ALLAH a inanmam.KUR’AN ı kerimde ALLAH kullarına kötü olan birşeyi yapın demiyor asla ne kadar güzel bir kitabımız var bu kıtap olmasa bugun insanların hepsi azar ,kötülükler ,fenalıklar çok olurdu iyi ki KURAN var…

Gönderen:deniz

Profil
 
 
19-07-2007 22:38   [ Yok say ]   [ # 71 ]  
Yeni üye
Rank
Toplam Mesaj:  1
Katıldı  2007-07-19

GÜZEL ARKADASİM BENİM BUĞUN DE BU ZAMANDA ULAŞAMADİGİMİZ BULAMADİGİMİZ BİLGİ KALMADİ GİBİ. YANİ BİLMEMİZ GEREKENLER KALMADİ ESKİ CAGA GÖRE EN İYİ CAGDAYİZ. NEYSE UZATMADAN SÖYLEMEK İSTEDİGİM ŞU Kİ BEN TÜRKÜM. ARAPCA EN GENİS DİL DİR HİC BİSEY BİLMİYORSAN BUNU BİLİYORSUNDUR BİLMİYORSANDA ÖGRENMİS OLDUN. BAZİ DİLLERDE İFADE EKSİKLİGİ OLDUĞUNU DA BİLİYORUZ HATTA TÜRKCE BİLE BAZEN YETERSİZ KALİYOR İKEN TÜRKCE KURAN İNDİRİLMESİNİ DÜSNME SACMALİGİ İCİN ANCAK SANA DUA EDERİM STİNGRAY HERALDE BUNU DÜSÜNÜRSEN CEVAPİ ANLAMİSSİNDİR. MUHAKKAK HER ŞEYİN ÖZÜNÜ HAKİKATİNİ ALLAH CC BİLİR.

Profil
 
 
16-05-2009 20:52   [ Yok say ]   [ # 72 ]  
Yeni üye
Rank
Toplam Mesaj:  9
Katıldı  2009-05-08

Karmaşık bir kitap olduğu kesin.Arapça bilmeyen kişilerin başkalarının yorumlarına inanmaktan başka şansı yok.Durum böyle oluncada çelişkili hatta yanlış anlaşılmalar kaçınılmaz oluyor.Kim bilir bilemediğimiz daha neler vardır ...

Profil
 
 
11-12-2009 01:44   [ Yok say ]   [ # 73 ]  
Yeni üye
Rank
Toplam Mesaj:  2
Katıldı  2009-12-11

Kuran’da içkiden bahsedilirken alkolün yasak olduğunu kasteddiklerini ve şarap kelimesinin yanlış anlaşıldığını söylemişsiniz, varsayalım ki gerçekten genel anlamda alkolden bahsedilmiş olsun.. şarapta da alkol yok mudur? ya da ben çok cahilimdir, bilmiyorumdur belki, öyleyse kusura bakmayın ama, kendi mantığımdan yola çıkarak söylüyorum: Kuran’ın çevirisi yanlış gibi görülse bile alkol ya da şarap kelimelerinin özüne inersek burada ne kadar hata bulabilirsiniz? Sonuçta anlatılmak istenen; kişinin alkol kullanıp kendinden geçebileceği, çevresine veya kendine zarar verebileceği ve bunun dinde yeri olmadığı gerçeği değil midir?
Sanki tezlerimiz üzerine biraz daha yoğunlaşmalıyız, ne dersiniz? Bazen detaycı olmak iyidir ancak böyle detaylara takılıp ana temayı farketmemek de var..

Profil
 
 
18-12-2009 19:54   [ Yok say ]   [ # 74 ]  
Müdavim
RankRank
Toplam Mesaj:  38
Katıldı  2007-11-06

ben bu sene ekim ayında bağcılardan ÜZÜM aldım.Eve geldim üzümleri saplarından ayırdım,sıktım ve bir küpe koydum. Bir ay sonra üzüm suyunun içindeki kabuk ve çekirdğı süzdüm biraz daha bekledi ve ben şimdi içiyorum.Bu üzüm suyuna ne oldu
ŞARAP’mı valla ben üzüm suyu yaptım, şarap olduysa ben yapmadım O yapmıştır ona sorun.

Profil
 
 
18-12-2009 20:15   [ Yok say ]   [ # 75 ]  
Yeni üye
Rank
Toplam Mesaj:  2
Katıldı  2009-12-11

öyleyse siz daha önce hiç biyoloji dersi görmediniz ki bu kadar basit konuşuyorsunuz. alkol bakterilerini de duymamışsınızdır.. hatta üzgünüm ama içtiğiniz o üzüm suyu dediğiniz şeyde zannedebileceğinizden biraz daha fazla yani sanıyorum ki -15 oranında da alkol vardır..tabi ev yapımı dediğiniz için öyle söylüyorum, bu oran daha değişedebilir.. bu arada şaraba karşı olduğumdan değil bu yorumum, ben de yeri geldiği zaman şarap da içerim rakı da içerim, kimseyi de ilgilendirmez.. ama şunu görüyorum ve dayanamıyorum; cahillikten kavuruluyoruz maalesef.. daha içtiği şarapta ne olduğunu bilmeyenler var!

Profil
 
 
   
5 of 5
5