Merhaba blueyes
İçebileceğin -pardon- okuyabileceğin Hayyam rubaileri:
81
Dünya derdiyle harap olmadan böyle,
Bol bol içelim kızıl şaraptan şöyle.
Dünya kanlımız; şarap, dünyanın kanı;
Kanlısının kanını kim içmez; söyle?
82
Ben ölürsem, şarapla yıkayın dostlar,
Son duamı şarapla okuyun dostlar,
Ve ararsanız beni mahşer gününde,
Meyhane kapısından çıkmayın dostlar!
83
Kadeh bir bedendir ki, ondan can doğar,
Yasemine benzerken, erguvan doğar.
Hayır, yanlış söyledim; aslında şarap,
Ateşten gebe kalan bir sudan doğar!
84
Ey Dünyalar Güzeli, arz edeyim bir durum.
Bilir misin şarapla ne gün neşe bulurum?
Pazar, pazartesi, salı, çarşamba, perşembe,
Cuma ve cumartesi onla mutlu olurum!
85
Ey şarap; güzelliğin kadehe çöker,
Bağladığın akıllar, ipi zor söker.
Senden birazcık içen, inan ki herkes;
İçindeki cevheri avcuna döker!
86
Gül mevsimi bir bahçe, artık durulmaz.
Birkaç güzel dilberle insan yorulmaz.
Ver kadehi, her sabah şarap içenden;
Ne cami, ne kilise, asla sorulmaz!
87
Bir dağ içse şarabı oynar, yorulur.
Kusurlular şaraba hep kusur bulur.
Niçin, gel şu şaraba tövbe et, dersin?
İnsan ruhu şarapla tertemiz olur!
88
Saf şarap yoksa eğer, yaşayamam, ölürüm.
Şarapsız bu bedeni, taşıyamam, ölürüm.
İçecek halim yokken; Sâki bana dese ki:
Bir kadehçik daha iç; dayanamam, ölürüm.
89
Bir sabah ki doğunca mavi doğmalı,
Parlak şarabı o an ele almalı.
Söylenir hep dillerde: Şarap acıdır,
Gerçek acıdır derler; doğru olmalı!
90
Şarabı ışık, güneş gibi içmeli,
İçmeli dolu dolu ve deli deli.
Bir tanıdık sokakta beni görünce:
Merhabalar Ey Şarap; deyip, geçmeli!
91
Şarap; gurur, benliği alır hep geme.
Şarap çözer düğümü, zor ve güç deme.
Şeytan bir yudum şarap içmiş olsaydı;
Bin kez secde ederdi her gün Adem’e!
92
Biz şarapta bakmayız yeniye, eskiliğe.
İçsem, sonra dünyayı satsam çift meteliğe!
Yobaz sordu: Ölünce nereye gideceksin?
Sen şarap ver, sonra git, gideceğin deliğe!
93
Bu şarap bir ülkeden, de ki Çin’den üstündür.
Bir kadehi yüz gönül ve yüz dinden üstündür.
Şu lâl şaraptan güzel ne var dünya yüzünde?
Bu acı şarap, senin bin zevkinden üstündür!
94
Canlar sıkça toplanın, n’olur söz verin,
Şu dostu sık sık anın, kadeh devirin.
O en güzel şarabı bensiz içerken;
Sıram gelince kadehi ters çevirin!
95
Şarap içen bir yoksul, sultan olurmuş!
Bir tilki içer ise, aslan olurmuş!
Yaşlı biri içerse, gençleşir yaşı,
Genç içerse, çok olgun bir can olurmuş!
98
Şarap; azlık, çokluğa gönüllerde çaredir.
Yetmişiki millette ve her yerde çaredir.
Bir çeşit ilâçtır o, perhize kalkma sakın;
Şarabın bir damlası, binbir derde çaredir!
99
Kendi içmez, içeni kınamaya bayılır
Yüzünden aldatmaca, sahtekârlık yayılır
Şarap içmiyor diye, kasılıp gezer ama;
Yedikleri yanında şarap meze sayılır!
100
Yıldız ve ay her zaman gökte olacak.
Saf şaraptan iyiyi sanma bulacak.
Şarap satan insana ben çok şaşarım,
Satıp, ondan güzel bir mal mı alacak?
(KAYNAK: HAYYAM’IN TÜRKÇE YÜZÜ-Türkçe Yeniden Yazan: YALÇIN AYDIN AYÇİÇEK - Can Yayınları- 2004 İstanbul basımı)