WORLD
WIDE
WINE
In vino veritas
Türkiye Ulaşım Rehberi

İçki kimle nasıl içilir

Doğan Hızlan, hurriyet.com.tr, 09.08.2003

GEÇMİŞ zamanların eğlence yaşamı, klasik deyişiyle özellikle içki álemleri nasıldı? İçki sofrasında bulunanlar nasıl davranırdı, davranmalıydı?

Mehmet Arslan'ın hazırladığı Aynî'nin Sákînáme'sinden bunları öğrenebiliriz.

Kimdir Aynî? 1766 yılında Antep'te doğmuş, kunduracı çıraklığından, Babıáli'deki memurlara Arapça ve Farsça okutmaya kadar yükselmiş 1837 yılında İstanbul'da ölmüştür.

Hiç kuşkusuz içki denince, şarabı anlamak gerekiyor.

Sákînáme nedir?

"Osmanlı edebiyatının orijinal eserlerinden olan sákînámeler içki meclisini; içkiyi (mey, şarap); içki dağıtan veya sunan güzeli (sákî); meclisteki eğlenceleri; yemekleri ve mezeleri; mükeyyifleri (esrar, afyon, enfiye, tütün); hánende ve sázendeleri; sákî, meclis, şarap, kadeh, mutrib ve nedimin özelliklerini; meclisin ádábını, örf ve ádetlerini mecazlı, tasavvufî ya da gerçek anlamıyla anlatan manzum edebî eserlerdir."

Ayrıca, divan şairlerinin yaşama tarzlarını, devrin ahlak anlayışını da yansıtır.

Mehmet Arslan, "Hükümdarların hayatı ya sürekli savaşlarla geçer ya da barış zamanlarında sık sık kurdukları içki ve sohbet meclislerinde sürüp gider," diyor.

Şarabın işlendiği sákînámelerin yanında, tasavvufî nitelik taşıyanların ağırlıkta olduğunu belirtiyor, hazırlayan.

Aynî'nin eserinde içkiye teşvik eden öğütler vardır:

"Malını, canını hep şarabın yolunda feda et, çünkü aşk derdinin devası şaraptır, o cana can katmaktadır."

Her zaman şarap içmenin bir gerekçesi vardır:

"Bu fena bezminde (dünyada) aklın başında olmasın."

Sákî nasıl olmalı bölümünü nakletmiyorum, çünkü bir zamanların alışkanlıkları ve eğilimleri bu tarzda yaşanıyormuş.

Ermeni, Rum, Kıpti delikanlılar arasından seçilirmiş sákîler.

Bence bugün hepimizin ilgisini çekecek bir başka kişinin özelliklerini okumalıyız birlikte. Böylece içki meclisinde herkesi bu ilkeler ışığında değerlendirebiliriz.

Sofralarda her zaman bulunan, tatlı tatlı konuşan, meclistekileri konuşmasıyla biraz güldüren, biraz eğlendiren bu tiplere bugün de rastlamak mümkün.

Nedîm nasıl olmalı bölümünden öğreneceklerimizi uygulamaya kalkarsak ya arkadaş bulamayız ya da gecemiz zehir olur.

"Nedîm, şarap içmeye eşlik eden, içki sofrasında yarenlik eden kişi demektir. İçki meclisinin vazgeçilmez unsurlarındandır."

Nedîmde bulunması gereken özellikleri okuduğunuzda, işin zorluğunu fark edeceksiniz:

"İçki meclisinin nedîmi olan kişi öncelikle edep sahibi ve her yönüyle olgun bir kişi olmalıdır. Güleryüzlü, şen şakrak, bilgili, anlayışlı olmalı ve güzel konuşmalıdır. Temiz yürekli, ayağı uğurlu, güzel huylu, temiz tabiatlı olmalı. Sır saklamalı; namuslu, güvenilir ve vefalı olmalı. Latifeler, şiirler söylemeli; nükteli ve zarif olmalı; irfanıyla meclisi süslemeli. Güzel ve açık konuşmalı, sözünde durmalı, zeki ve kavrayışlı olmalı. Hoş sohbet, hasletleri övgüye láyık; irfan kaynağı, fazilet denizi gibi olmalı."

Bunca özelliği, güzelliği, niteliği olan birini insan her zaman yanında bulundurabilir, bence bu özellikleri taşıyan CV'ye (özyaşam öyküsü) sahip biri istediği bütün işlere girebilir.

Hele sadece içki meclisine onunla birlikte katılanın son durağı alkolizmdir.

Nedîmin işi bununla bitmiyor.

İçki meclisindeki insanlar ona eşit seviyede ise davranışı başka, daha üstün seviyelerde ise oturuş kalkışı başka, daha aşağı seviyede ise konuşması, hitabı başka olmalıdır.

Musiki ile ilgili kavramları da ben ilgiyle okudum. Küçük sákîname sözlüğü de, şaraba verilen adları, sefahat ile ilgili bazı terimleri bize açıklıyor, Osmanlıcasının karşısına Türkçeleri konmuş.

Bazılarını aldım yazıma:

Áb-ı áteş-pare: Kırmızı ve keskin şarap.

Acûz-ı Dehrin Hemşiresi: Yaşlı ve hilekár dünyanın kız kardeşi, mecazen şarap.

Báde-i Pîr: Eski şarap, yıllanmış şarap.

Kulkul: Sürahiden kadehe şarap koyarken çıkan ses.

Mey-i Köhne: Yıllanmış şarap.

Bu sözlükte mezeleri de bulabilirsiniz.

Ana metin bugünkü dile çevrilseydi sanırım bu kitabın okuru daha çok olurdu.


İçki içen insan neye benzer


Rivayet ederler ki Hz.Ádem bir üzüm çubuğu (asma çubuğu) dikti. Bunu gören şeytan çok sevindi ve bir tavus kurban kanıyla çubuğu suladı. Yaprakları çıkmaya başlayınca bu defa bir maymun keserek onun kanını da üzüm asmasının dibine döktü. Salkımlar oluşmaya başlayınca bir arslan kesti ve kanıyla suladı. Üzüm salkımları olgunlaşıp rengini ve letafetini bulunca bir domuz keserek onun kanıyla da üzüm asmasını suya doyurdu.

Sarhoş olan kimse işte bu dört hayvanın nitelikleriyle görünür. Önce yüzü renkten renge girerek her hareketi tavus kuşuna benzer. İkinci rütbede muymun gibi gülünç olur, komik hareketler yapar, işi gücü oyun olur. Üçüncü aşamada arslan gibi olur ve etrafına yiğitlik, kahramanlık göstermeye başlar. En son durumda ise her yönüyle domuza benzer ve şeytan o kimseyi Hak'tan uzaklaştırır, gafil eyler.

Doğan Hızlan, hurriyet.com.tr, 09.08.2003

Yorumlar

Henüz yorum yazılmadı.

Sadece üyelerimiz yorum yazabilir.